(4) İSLÂMİYYETDE TALÂK (702)

    Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! Bir kadın, kendini bir erkeğe nikâh ederken, (Ne vakt istersem, kendimi senden boşamak üzere...) diyerek, şart ederse, erkek de, nikâh yapılırken, bu şartı kabûl etdim derse, böyle şartlı nikâh sahîh olur ve kadın da boşanmak hakkına mâlik olur. Kadının yapacağı talâkın bâin veyâ ric’î olması, zevcin sözüne bağlıdır. (Kendini dile!) yâhud (Senin işin kendi elinde olsun!) gibi kinâye söyleyip, talâk olmasını niyyet edince, bâin talâkı tefvîd etmiş olur. (Kendini boşa!) deyip, bâin olmasını niyyet etmezse, ric’î olur. (Sen ne vakt ister isen) yâhud (İstediğin vakt benden boşsun) demek de, kadının arzûsuna bırakılan tefvîd olup, zevce (Ben talâk hakkı istemem) dese de, hakkını red etmiş olmaz. O meclise mahsûs olmayıp, dilediği zemânlarda, bir ric’î talâk ile kendini boşayabilir. Talâk, bildirilmiş olan zemânda başlar. Bildirilen yerde başlamayıp, söylendiği anda, hemen vâkı’ olur). (Kâdîhân) fetvâsında diyor ki, (Ebülleys-i Semerkandî buyurdu ki, erkek nikâh yaparken, (Boşanmak senin elinde olmak üzere, seni nikâh etdim) derse, nikâh sahîh olup, boşanmak hakkı kadının elinde olmaz. Fekat, önce kadın, (İstediğim zemân, boşanmaklığım elimde olmak üzere sana nikâhlandım) der, erkek de, kabûl etdim derse, hem nikâh sahîh olur, hem de, boşanmak kadının elinde olur. Çünki, önce erkek söyleyince, tefvîd nikâhdan evvel olup, sahîh olmıyor. Önce kadın söyleyip erkek kabûl edince, tefvîd nikâhdan sonra olup, ikisi de sahîh oluyor. Ya’nî, erkek kabûl etdim deyince, kadının söylediklerini tekrâr etmiş olup, bunu kabûl etdiğini bildirmiş oluyor. Böylece nikâhdan sonra tefvîd yapmış oluyor). 2 — Tevkîl etmekdir. Kadına, kendini boşamak için seni vekîl etdim demesidir. Kadın, vekîl kaldıkca, kendini boşayabilir. Erkek, vaz geçince, azl edebilir.3 — Temlîk haberini, başkası ile veyâ mektûbla, zevceye ulaşdırmakdır. Zevce, haberi aldığı meclisde, kendini boşayabilir.Talâkı bir sebebe bağlamak — Şart olan sebeb, devâmlı mevcûd olmamalı, yapılması ve yapılmaması câiz olmalıdır. Şartın, imkânsız şey olmaması da lâzımdır. Mülk olmıyan belli bir şey, şart olamaz. Meselâ, bir kadına, (Seni nikâh edersem, sen boşsun!) denemez. Çünki, kadın henüz nikâhında değildir.(Ni’met-i islâm)da diyor ki, (Talâkı şarta bağlamak, talâk üzerine yemîn etmek demekdir. Şart hâsıl olmadıkça, talâk vâkı’ olmaz. (Rakı içersem zevcem boş olsun!) diyen, bir kerre içince, zevcesi bir ric’î talâk ile boş olur. Söylerken, bâin olmasını niyyet etmiş ise yâhud, (İçersem halâlim harâm olsun) demiş ise, bâin talâk ile boş olur. (Filân işi işler isem [veyâ isen], benden üç talâk ile boş ol) deyince, bunun çâresi, zevcesine bir talâk verip, iddet zemânı temâm oldukdan sonra, o işi işlemek ve sonra onu tezvîc etmekdir. O işi tekrâr yaparsa, talâk vâkı’ olmaz. (Her yapdığım zemân) derse, her yapdığında boş olur. Yâhud, talâkdan sonra yapmayıp, ikinci nikâhdan sonra yaparsa, yine boş olur. Şarta bağlı talâk veren, bundan vazgeçemez.)(Mevkûfât)da diyor ki: Talâk üç dürlüdür. En iyisi, kadının temiz olduğu zemânda, cimâ’ yapmadan önce, bir talâk verilir. İddet bitinceye kadar, bir dahâ verilmez. Üç kerre boşamak için, iddet içindeki her üç temizlikde, birer talâk vermek sünnetdir. Mâlikî mezhebinde, üç kerre boşamak da câiz değildir.İbni Âbidînde diyor ki, (Bir temizlik içinde, bir sözle üç kerre veyâ ayrı ayrı üç kerre yâhud bir sözle iki kerre veyâ ayrı ayrı iki kerre boşamak veyâ temizlik zemânında vatydan sonra veyâ hayz zemânında bir kerre boşamak da bid’atdir. Ya’nî harâmdır. Hayz zemânında boşayan, günâhdan kurtulmak için rücû’ etmeli, temizlenince, isterse tekrâr boşamalıdır. Nifâs da, hayz gibidir. Bâin olarak boşamak her zemân bid’atdir. Hazret-i Ömerin hilâfetinden iki sene geçinceye kadar, (üç kerre boşadım) demekle bir talâk olurdu. Fekat üç talâk olmaz diyen hiç yokdu. Eshâb-ı kirâmın ve Tâbi’înin çoğu ve din imâmlarının hepsi, üç talâk olacağını bildirdiler. Üç talâk vâkı’ olacağını bildiren hadîs-i şerîfler, (Feth-ul-kadîr)de yazılıdır.Hazret-i Ömer, üç talâk olacağını bildirdiği zemân, hiçbir sahâbî i’tirâz etmedi. Bu da, bir talâk olduğunu nesh eden hadîs-i şerîfi öğrendiklerini veyâ o hükmün o zemân için olduğunu bildiklerini göstermekdedir. Bunun için, bir talâk olur diyenlere ehemmiyyet vermemelidir. Çünki, bu iş ictihâd yeri değildir. Hilâf olmuş ise de, ihtilâf yokdur).Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler