(7) NAFAKA VE KOMŞU HAKKI (713)

   Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! (Uyûn-ül-besâir) kitâbının yüzondokuzuncu sahîfesinde diyor ki, (İnsanın kullandığı şeyler beşe ayrılır. Bunlar zarûret, ihtiyâc, menfe’at, zînet ve fudûldür. Kullanılmadığı zemân helâke sebeb olan yasak şeyi kullanmak zarûret olur. Kullanılmaması sıkıntıya, meşakkate sebeb olursa, ihtiyâc denir. [Fâidesi, menfe’ati olmayıp, yalnız gösteriş için kullanılan şeye, zînet denir.] İhtiyâc olunca, orucu bozmak câiz olur. [(Bahr-ür-râık)da diyor ki, (Bir ibâdete başlayınca, bunu özr olmadan bozmak harâmdır. Farz olan orucu bozmak için sekiz özr vardır: Hastalık, sefere çıkmak, ikrâh ya’nî zâlimin zorlaması, kadının hâmile olması, çocuk emzirmek, açlık, susuzluk ve ihtiyârlık). Kitâbda bildirilen ihtiyâc, bu sekiz özrden biri demekdir.] Buğday ekmeği, koyun eti, yağlı yimek, menfe’atdir. Tatlı yimek, zînetdir. Mubâhları kullanmakda taşkınlık, fudûldur. Zarûret olunca, yalan yere yemîn etmek câiz olmaz. Ta’rîz söylemek, ya’nî iki ma’nâlı kelime söyleyip yemîn edilir. Aç kalanın ölmiyecek kadar leş yimesi, zarûret olur. Abdest alırken elbiseye su sıçraması, hayvan idrâr yaparken, üstündekinin elbisesine sıçraması zarûretdir. Mecnûnun birden fazla evlenmesi câiz değildir. Çünki ihtiyâcı olmaz).[Harâm işlemek veyâ kullanmak, yalnız zarûret mikdârı câiz olur. Mubâh olan şeyleri, farzları yapabilecek kadar kullanmak zarûretdir ve farzdır. İhtiyâcı karşılamak için kullanmak, sünnetdir. İhtiyâcdan fazla olan şeyin menfe’ati varsa, menfe’ati için kullanmak câiz olur. Menfe’ati olmadığı zemân, zararı da yoksa, zînet olur. Vekâr, hurmet ve sevgi hâsıl etmek ve çok şükr etmek niyyeti ile zînet eşyâsını kullanmanın müstehab olduğu, (İbni Âbidîn) ve (Bahr) son cildlerinin sonunda ve Muhammed Bağdâdînin (Hadîka)sının yüzonbeşinci sahîfesinde yazılıdır. (Hadîka) ikinci cildinin beşyüzseksenikinci sahîfesinde diyor ki, (Mubâhlarda, şehrin âdetine uymamak şöhret olur. Bu ise, tahrîmen mekrûhdur. Saç, sakal boyamak böyledir). Zînet eşyâsını kullanmak da böyledir. Dâr-ül-harbde, ya’nî Fransa gibi, kâfirlerin yaşadıkları memleketlerde, islâmın vekârını, şerefini korumak ve şöhretden, fitneden sakınmak vâcibdir. Zararlı olan şeye fudûl, abes ve mâlâya’nî denir. Bunu kullanmak tahrîmen mekrûh, farza mâni’ olursa, harâm, ya’nî büyük günâh olur.(Bahr-ür-râık)da, orucu bozmayan şeyleri bildirirken diyor ki, (Erkeğin tedâvî için sürme çekmesi câizdir. Zînet için çekmesi câiz değildir. (Cemâl) ve (Zînet) kelimelerini birbirleri ile karışdırmamalıdır. Cemâl, çirkinliği gidermek, vekâr sâhibi olmak ve şükr etmek için, ni’meti göstermek demekdir. Gösteriş için, öğünmek için, ni’meti göstermek, cemâl olmaz, kibr olur. Nefsin za’îf, azgın olduğunu gösterir. Cemâl ise, nefsin terbiye edilmiş, olgun olduğunu gösterir. (Allahü teâlâ cemîldir. Cemâl sâhiblerini sever) hadîs-i şerîfi, cemâl sâhibi olmağı medh etmekdedir. Cemâl için yapılan birşey, zînete de sebeb olursa, zarar vermez. Cemâl için, temiz, güzel giyinmek mubâhdır. Kibr için giyinmek ise, harâmdır. Böyle giyinince, hâlinde, başkalarına karşı davranışında bir değişiklik olması, kibr alâmeti olur). Görülüyor ki, cemâl, çirkinliğe, başkalarının iğrenmelerine, hakâret etmelerine sebeb olacak şeyleri yapmamak, bunları izâle etmekdir. Zînet, başkalarını imrendirecek, onlara üstünlük sağlıyacak, öğünecek şeyleri yapmakdır. Cemâl için, bulunduğu yerde âdet olan şeylerden, harâm olmıyan en iyilerini kullanmalıdır.]Erkeklere ipek giymek harâm olduğu, ikinci kısm, kırkbirinci madde sonunda bildirilmişdir. Elbisede ve başlıkda dört parmak genişliğinde ipek veyâ altın şeridlerin bulunması câizdir. Şerîdler uzun ve sayıları çok olabilir.Erkeklerin de her renk elbise giymeleri câiz ise de, kırmızı, sarı elbise giymeleri tenzîhen mekrûh denildi.Başlık ve takkenin kırmızı ve sarı renklerde dahî mekrûh olmadığı sözbirliği ile bildirildi. Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ayakkabısının siyâh olduğu, (Şir’at-ül-islâm) şerhinde yazılıdır.Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler