ALLAH (CC.) KORKUSU

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
    İnsanın ilmi arttıkça, Allahü teâlâdan korkması artar, günah işlemeye cesaret edemez, tevazu sahibi olur. Bir kimsenin ilmi arttıkça, öğrendikleri ile amel ettikçe, bunları ihlas ile yaptıkça ve böylece evliyalık derecelerinde yükseldikçe, Allahü teâlâdan korkusu da artar. Hucurat suresinin 13. âyetinde mealen; (Allahü teâlâ indinde en yükseğiniz, Ondan en çok korkanınızdır) buyuruldu.
    Büyüklüğünü düşünerek, Allahü teâlâdan korkmak, ibadettir. Bu korku, insanı haram işlemekten korumaktadır. Allahü teâlâdan korkan bir insan, iffetsiz, hayâsız olamaz. Allahü teâlâdan korkmak için, Allahü teâlâyı iyi bilmek yani Onun büyüklüğünü, sıfatlarını öğrenmek lazımdır. Resulullah efendimize, Cennete girmeye sebep olan şeylerin başlıcası nelerdir diye sual edilince, cevaben; (Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır) buyurmuşlardır.
   Allahü teâlâdan korkmak, Onu çok sevmek demektir. İnsan, nasıl çok sevdiği bir kimsenin üzülmesini istemez ve onu üzeceğim diye korkarsa, Allahü teâlâya ibadet de, Ona olan sevgimizi ispatlayacak bir şekilde yapılmalıdır. İnsanların her bakımdan en üstünü olan Muhammed aleyhisselam; (Allahü teâlâdan en çok korkanınız ve çekineniniz, benim) buyurmuştur.
    Allahü teâlâdan korkmak, bir zalimden korkmak gibi sanılmamalıdır. Bu korku, saygı ve sevgi ile karışık olan bir korkudur. Allah korkusu ve Allah sevgisi, insanları saadet ve huzura kavuşturan iki kanat gibidir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Bir kimse, Allah’tan korkarsa, her şey ondan korkar. Bir kimse Allah’tan korkmazsa, her şeyden korkar olur.)
   Allah’tan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz, kendine kötülük yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tövbe eder. Sözünün eri olur, her iyiliği Allah için yapar. Kimsenin malına, canına, namusuna göz dikmez. Çalışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez, herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden kaçınır. Makam sahiblerine, zalimlere yaltaklanmaz. İlim ve ahlak sahiblerine saygı gösterir. Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasihat verir, onlara uymaz. Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi çekiştirmez, keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faydasız bir şey söylemez. Kimseye sert davranmaz. Cömert olur, malı ve mevkiyi herkese iyilik etmek için ister. Riyakârlık, ikiyüzlülük yapmaz, kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Onun emirlerine sarılır, yasaklarından kaçar. Allahü teâlâdan korkanlar böyle faydalı olur.
   İnsanlardan Allah korkusunu kaldırarak, Allahü teâlâyı yalnız ihsan sahibi sanmak ve kulların dertlerine, sıkıntılarına deva olacak şeklinde düşünmek, Hıristiyanlık inancıdır. Hıristiyanlar, Allahü teâlâyı, yalnız rahim, kerim bilir, Onun kahrından, azabından korkmazlar. Böylece Onu, kanunlarını yürütmeye gücü yetmeyen bir hükümet gibi zayıf, yahut çocukların yalnız arzularını yaparak, onları şımartan ana, baba gibi beceriksiz olarak tanımaktadırlar.
   Netice olarak, insanın ilmi arttıkça, Allahü teâlâdan korkması da artar. Daha alçak gönüllü yani tevazu sahibi olur. Tevazusu artan kimse, artık kendisinden utanır hale gelir. Allahü teâlâya yakınlığı ve ölüm halleri artar. Kişinin ilminin artması demek, ahirete, cenâb-ı Hakka yaklaşması demektir. Hatta böyle olan bir kimse, kendisini, aslanın ağzındaki yem gibi görmeye başlar. Aslan ağzını kapatsa, kişi, öldüğünü hisseder. Allahü teâlânın haşmeti, büyüklüğü karşısında kendini, çok büyük bir korku kaplar. Çünkü ilim, insanı, Allahü teâlâyı ve kendini tanımaya doğru götürür. Fatır suresinin 28. âyetinde mealen buyurulduğu gibi:
(İlmi çok olanların, Allah korkusu çok olur.) Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

                                               METİN ALKAN

YORUMLAR

Son Haberler