BİNDİK BİR ALAMETE…

“Bindik bir alamete…” diye başlayan bir atasözümüzü hatırlatmakta fayda var galiba. Bu aralar dünyadaki gelişmeleri takip etmekte fayda var diye düşünüyorum. Özellikle ABD’de başkanlık seçimlerinden sonra dünyadaki kutuplaşma hız kazandı. Hele ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafya adeta ateş çemberi. Ne yazık ki gün geçtikçe bu çember daralıyor. Öyle ya da böyle bu ateşten korkarım ki nasibimizi almak durumundayız. Ne kadar alacağımıza da galiba yaptığımız hazırlıklarla kendimiz karar vereceğiz…

Trump'un başkanlığından sonra Esat hızla kendisini topladı. Ülkenin belli bölgelerinde egemenliğini açıktan hissettirmeye başladı. Diğer yandan ABD kontrolündeki PKK'nın Suriye kolu PYD sözde IŞİD ile mücadele görüntüsü adı altında sürekli toprak kazanıyor. Üstelik tırlar dolusu aldığı modern silahlar da işin cabası. Son iki ayda ABD, PYD'ye 650 tırdan fazla silah verdiğini açıklamakta bir beis görmüyor. Dahası bu duruma Rusya’nın da öyle aman aman bir itirazını duymadık. Demek ki danışıklı bir döğüşten söz edebiliriz…

Olaylara biraz geriye yaslanarak baktığımızda kurulan sinsi planı da daha net anlarız diye düşünüyorum. ABD başkanı pek de öyle âdeti olmadığı üzere Orta Doğu’ ziyareti sırasında Suudi Arabistan'ı ziyaret etti. Katar çıkışına kadar da coninin kurduğu plan tıkır tıkır işliyordu. Ancak Katar vakıası işin rengini değiştirdi. Katar’ın Suudi Arabistan önderliğindeki güçlere karşı çıkması pek de belenen en azından ABD’nin beklediği bir durum değildi. Hele Türkiye ve İran’ın Katar’a açıktan böyle güçlü bir desteği kartların yeniden karılmasına sebebiyet verdi. Trump tüccarlığını konuşturup önce Katar, ardından da Suudi Arabistan ile yaptığı ticari anlaşmalar ile durumu kurtarmaya çalışsa da askeri ve siyasal anlamda coninin bu işten yara aldığı açık. Dahası belki de bu hamle Ortadoğu’da sınırların yeniden çizilmesi çalışmalarının bir süre daha ertelenmesine sebep olabilir… ABD’de elbette bunun farkında. Hemen “B” planını devreye sokup Barzani’ye mikrofonu uzattı. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi 25 Eylül 2017 tarihinde bağımsızlık için referandum yapılacağını açıkladı. Bununla da yetinmeyen Mesut Barzani, referandumun engellenmeye kalkışılması durumunda Ortadoğu’nun kanlı bir savaşa hazır olması gerektiğini söyleyerek bölge ülkelerini tehdit etmekten geri kalmadı. Ancak Coninin hesabı burada da zor tutacak gibi. Çünkü İran ve Irak net bir dille bunun mümkün olmadığını açıkladı. Türkiye’de karşı olduğunu beyan etti. Sayın Devlet Bahçeli’nin “Savaş sebebi sayılmalıdır” çıkışına Sayın Başbakanın da bu açıklamaları onayladığını beyan etmesi işleri biraz daha karıştıracak gibi. Üstelik Türkmen lider Erşat Salihi’nin “Gerekirse savaşırız” açıklamalarını da yabana atmamak gerek. Bütün bunlardan sonra ABD’nin Barzani'nin bağımsızlık referandumu kararını gözden geçirme talebi coninin ikiyüzlü politikalarının en net göstergesi…

ABD, Kuzey Irak’taki referandum ile Irak'ı resmi olarak bölecek ardından da Suriye'de PYD ile birlikte bölgede yeni bir kukla kazanacak, bir kürt devleti kurulmasının yolunu açacaktı. Gelişmeleri bekleyip göreceğiz. Ancak ABD’nin “A” ve “B” planları pek de tutacak gibi görünmüyor. Önündeki en büyük engel de Kuzey Irak ve Suriye’deki Türkmen varlığı dolayısı ile Türkiye. ABD’nin hayallerini rafa kaldıracaksak Irak ve Suriye Türkmenlerine açıktan destek vermeli, İran ve Suriye ile dolayısı ile Rusya’yla bu konuda güçlü bir ittifak oluşturmalıyız. Aksi takdirde Coni coniliğinden vaz geçmeyecektir…

 

Ahmet AYKOL

YORUMLAR

Son Haberler