ÇÖL KAPLANI(II)

Bunun üzerine İngilizler planlarını değiştirmeye karar verdiler. Bedevilerin para ve yağmacılık konusundaki zaaflarını iyi bilen İngilizler bu yolla yeni bir ordu oluşturmak için hazırlıklara başladılar. İlk olarak da Fransızlardan silah ve mühimmat talebinde bulundular. Bu taktik işe yaramış ve kısa sürede yağmacıların sayısı yüz bini bulmuştu. Ancak bu altın ve para umuduyla bir araya getirilmiş başıbozuklar topluluğunda bir ordu disiplini yoktu. Çoğu zaman Türk ordusu ile savaşmak yerine ganimeti bol, tehlikesi az yağma hareketlerine katılıyorlardı. İngilizler için galip gelmenin tek şartı Medine’ye ulaşım yollarını kesmek gibi görünüyordu. Hicaz demiryolu kesilirse Medine, cephane ve yiyecek bulamayacak dolayısı ile açlığa ve silahsızlığa mahkûm edilecekti. Bu amaçla 1916-1917 yılarında birçok defa saldırıda bulunan Arap kuvvetleri Türkler karşısında mağlup olmaktan kurtulamamıştı. Demiryolu halen çalışır vaziyetteydi. Diğer taraftan Medine halkının bir kısmı da Mekkelilere olan kızgınlıkları yüzünden Türk kuvvetlerine yardım etmeye başlamıştı...

Bu durum 1917 yılında Suriye’deki Türk birliklerinin de zor duruma düşmesi ve Medine’deki birliklere yeterince ikmal ve iaşe yardımında bulunulamaması sebebiyle değişmeye başlamıştı. Medine’yi savunan birlikler şehrin surlarına kadar çekilmek zorunda kalmışlardı. 1918 yılı Eylül’ünde Hicaz demiryolu hattının müttefiklerin eline geçmesi durumu iyice zorlaştırmıştı.

1918 yılı Kasım ayında Emir Ali’nin karargâhında bulunan İngiliz subayları Fahrettin Paşa’ya mütareke yapıldığını bildirerek teslim olmasını teklif ettiklerinde Fahrettin Paşa, mukaddes Medine şehrini teslim etmek için padişah ve halifeden emir isteyeceğini dile getirdi. Bu durum emrindeki birliklerin maneviyat ve morallerini de bozmuştu. Gruplar halinde firarlar başladı. Paşa 10 Ocak 1919 günü teslime mecbur kaldı. Kılıcını düşmana teslim etmeyen paşa son görevini çoktan yerine getirmiş, Mukaddes Emanetlerin küffarın eline geçmesine, çöl bedevileri tarafından yağmalanmasına fırsat tanımamıştı.

İngilizler, Fahrettin Paşa’yı Mısır’da esir tuttular. Buradan da Malta’ya sürgüne gönderdiler. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’nın başlaması ve kısa zamanda üst üste gelen zaferler sebebiyle İngilizler 8 Nisan 1921’de Fahrettin Paşa ve diğer Malta Sürgünlerini serbest bırakmak zorunda kaldı.

Fahrettin Paşa 9 Kasım 1921 tarihinde TBMM tarafından Afganistan’a büyükelçi olarak atandı. İki ülke arasında dostane ilişkilerin gelişmesinde büyük çaba sarf etti. Büyükelçilik görevini tamamladıktan sonra yurda döndü ve tekrar askerlik hayatına kaldığı yerden devam etti. 1936 yılında Korgenerallikten emekli oldu.

23 Aralık 1948’de Ankara treninde geçirdiği kalp krizi sebebiyle vefat etti. Cenazesi 24 Aralık Pazartesi günü saat onda evinden alınarak askeri törenle toprağa verildi.

Böyle bir kahramana hakareti ancak şuursuz, inançları hakkında yeterince bilgisi olmayan hatta uşaklık ve maşalıktan ileri gidememiş bir bedevi artığından başkası da yapamazdı. Yuh olsun Lawrence artığı ahmaklara. Görünen o ki İngilizler tarafından Ortadoğu’da I. Dünya Savaşı yıllarında kurulan çapulcular ordusunun hala kalıntıları yaşıyor. Bir kısım yağmacı dedelerin torunları Türk’ü de kendileri gibi zannediyor. Dünden ders almazlarsa korkarım ki sonları dedelerinden farklı olmayacaktır. Ruhun şad olsun Çöl Kaplanı Fahrettin Paşam…

 

Ahmet AYKOL

YORUMLAR

Son Haberler