Hüseyin Cahit Yalçın

Hüseyin Cahit Yalçın, yakın dönem devrim tarihimizin en önemli simalarındandır. Çok önemli bir kalemşordur. İttihat ve Terakki’nin meşhur hatibi Ömer Naci Bey bir gün; “İttihat ve Terakki kırk mecnundan mürekkep bir heyettir; Talat Akl-ül mecanindir, Hüseyin Cahit kalem-ül mecanin, Ziya Gökalp kitab-ül mecanin, Enver seyf-ül mecanin, Yakup Kadri de mecnun-ül mecanin..” diyerek ittihatçı önderleri tanıtmıştır. (Haber Akşam Postası, 25 Şubat 1943)

İttihat ve Terakki’nin bu kadar önemli bir simasını kim partili yapmıştır? Bu sorunun cevabını Mithat Şükrü Bleda’nın anılarında bulmaktayız. Bleda, İttihat ve Terakki’nin hem kurucularındandır hem de partinin kâtibi umumisidir. Yani genel sekreteridir. İnkılapçı partilerde genel sekreterliğin önemine herhalde değinmeye gerek yoktur. Bu yüzden Bleda’nın bize verdiği bilgiler çok önemlidir. Bleda anılarında Hüseyin Cahit’i partili yapma (cemiyete üye yapma) girişimi hakkında ilk denemenin Talat Paşa’dan geldiğini belirtir. Ama sonuç hüsrandır. Meşrutiyet öncesi olduğu için devri Hamit’te Hüseyin Cahit cemiyete girmeye cesaret edememiştir. (Mithat Şükrü Bleda, İmparatorluğun Çöküşü, İstanbul 1979, s. 44) Cemiyetin o yıllarda İstanbul’da Selanik’teki kadar güçlü olmadığını da buraya kaydedelim. 

2. Meşrutiyet ilan edildikten sonra ikinci deneme bizzat Bleda’dan gelecektir. İttihat ve Terakki Cemiyeti merkezi umumisi taşra seçimlerini tamamladıktan sonra İstanbul seçimleri için adayları tartışırken Hüseyin Cahit’i milletvekili yapmayı kararlaştırmıştır. Tevdi vazifesi Bleda’ya verilmiş ve Bleda, Hüseyin Cahit’in Aksaray’daki evinin yolunu tutmuştur. Bundan sonrasını anılardan izleyeceğiz:

Ben cemiyet tarafından geliyorum. Sizi İstanbul’dan milletvekili adayı göstermeye karar verdik. Fakat bunun için önce cemiyete üye olmanız gerekiyor. Bunu kabul ediyor musunuz?

“Hüseyin Cahit bir süre düşündükten sonra, ağır ağır şöyle konuştu:

  • İttihat ve Terakki Cemiyeti, vatanı kurtarmış bir örgüttür. Bu cemiyete karşı kalbimde minnettarlık hisleri doludur. Fakat içimde yalnız yaşamak isteyen ve hiçbir kayda tahammülü olmayan isyanlar mevcuttur. (…)Bugün cemiyete girmekle gecikmiş sayılırım. Abdülhamid zamanında tehlike varken cemiyete girip vatanı kurtarmak için uğraşmakta bir şeref vardı. Fakat bugün yalnız cemiyete aza olmakla övünmek bilmem ne dereceye kadar doğru olur… Ben müstakil kalmak isterim ve zannederim ki müstakil bir muharrir olarak cemiyetin lehine yazacağım makalelerin efkârı umumiye üzerinde etkisi cemiyete mensup bir gazetecinin yazılarından daha kuvvetli olacağı muhakkaktır.

“Son cümlesinde hakikat payı olduğunu inkâr edemem, fakat ben cemiyetimize üye olması için ısrar ettim ve kendisine cemiyet içinde olursa daha faydalı olacağı kanısında olduğumu şöyle anlatmaya çalıştım:

  • İddialarınız gayet doğrudur, ne var ki biz sizin gibi münevver gençlere daha başka vazifeler de vermek isteriz. Daha doğrusu niyetimiz budur. Gerek cemiyetin mebus namzedi, gerek başka bir iş için mutlaka İttihat ve Terakki’ye girmeniz lazımdır. Bu, bizim için prensip meselesidir. Bu nazarı dikkate alarak karar verin. Yarın sizi merkezi umumiyede bekleyeceğim. Takdir edersiniz ki vatana hizmetin yeri ve zamanı yoktur…”

Dedikten sonra Mithat Şükrü evden ayrılmış,  ertesi gün Hüseyin Cahit merkezi umumiyeye gelmiş, kayıt işlemi yapılmış, böylece o da İttihatçılara katılmıştır. (Mithat Şükrü Bleda, A.g.e, s. 46-47) Talat Paşa’nın bile cemiyete kazandıramadığı büyük kalem erbabı Hüseyin Cahit’i Mithat Şükrü kazanmıştır. Mithat Şükrü’nün başka işler diye kastettiği ise Tanin Gazetesi başmuharrirliği olsa gerek. Hüseyin Cahit uzun yıllar İttihat ve Terakki’nin yayın organı olan Tanin gazetesinde başmuharrir olarak görev yapmıştır. Ve Cumhuriyet döneminde bile İttihatçıları savunmuştur.

YORUMLAR

Son Haberler