ÖLEN TENDİR!..

2 Haziran 1948’ de Trabzon Köprübaşı’nda dünyaya gelen Recep Yazıcıoğlu parlak bir eğitim-öğretim hayatının ardından 1968 yılında Aydın’a maiyet memuru olarak atanır. Sırasıyla Kalkandere, Bahçe, Hamur, Ayvacık, Kırıkhan, Alaca ve Akçakoca kaymakamlıklarının ardından 1984 yılında zamanın en genç valisi olarak 36 yaşında Tokat ilimize vali olarak atanır. İsmini de o dönemde yaptığı uygulamalarla memleketin dört biryanına duyurur. Herkes O’nu “Sıra Dışı Vali” olarak nitelendirse de özellikle görev yaptığı yerleşim birimlerindeki vatandaşlar uygulamalarından oldukça memnundur. Devlet-vatandaş kaynaşmasını sağlamak adına hala isminden bahsettiren çalışmalara imza atmış, makamından güç almak yerine makamına güç vermiş ender yöneticilerdendir.

Gerçekten de kendisi sıra dışıydı. Memura, vatandaşa, devlete bakış açısı oldukça farklı bir o kadar da örnek bir şahsiyetti. Ancak O’nun deyimiyle “Bürokrasi Hazretleri”ni yenmek hiç de öyle kolay değildi. Belki de o sebepledir ki başarılı Tokat valiliğinin ardından atandığı Aydın’dan çok kısa bir süre sonra ayrılmak durumunda kalmıştı. Kanaatimce bu Aydın ilimizin şanssızlığı olurken Erzincan ilimizin de şansı olmuştu. Son yıllardaki en önemli depremlerden birisini yaşayan Erzincan Valisinin sayesinde bu şoku kısa sürede atlatmayı başarmıştı. Ben de kendisiyle ilk olarak Erzincan’da tanışmıştım. Depremden birkaç gün önce okul sporlarıyla ilgili müsabakalar için yolumuz Erzincan’a düşmüştü. Gelen misafir takımları bir gece etkinliğe davet etmişlerdi. Bizler de böylece Sayın Valimizle tanışmıştık. Zamanın bazı gazetecilerinin “4. Murat” yakıştırmasıyla ismini yasakçıya çıkardıkları vali bizimle konuşan vali değildi.

Aradan zaman geçti. Biz Güneydoğu’daki görevimizi tamamlayıp Denizli’ye atandık. Takvimler 20 Şubat 2003’ü gösterirken Sayın Valimiz de şehrimize atanmasın mı!.. Oldukça mutlu olmuştuk. Bazı eleştiriler yapılsa da siyasetçilerle zaman zaman ters düşse de Denizli için bir şans olarak görmüştük kendisini. Geçmişinden edindiğimiz tecrübelerle de kendisine bir yazıyla “Hoş Geldiniz!..” demiş ve beklentilerimizi sıralamıştık. Rahmetli valimiz yazıyı okumuş. Telefonla bize ulaşıp görüşmek istediğini belirtti. Şehir dışında olduğumdan iki gün sonra sayın valimizi ziyarete gittim. Gündemin bir numaralı konusu “Hantal Bürokrasi Hazretleri” idi… Denizli’de de bürokrasiyle mücadele ilk gündem maddesi olacaktı belli ki. Bununla ilgili olarak da ilimizde görev yapan bütün devlet memurlarıyla bir takvim doğrultusunda bilgilendirme toplantıları yapacaktı. İlk toplantı yanılmıyorsam Orman Bölge Müdürlüğü ve PTT çalışanlarıylaydı. Bizi de davet etti. Gittik. Birkez daha gördük ki Sayın valimiz inandığı gibi yaşayanlardandı. Kendisi zaman zaman bir vatandaş oluyor zaman zaman da devlet memuru gibi düşünüp düşüncelerini seslendiriyordu. Çok olumlu izlenimlerle ayrılmıştım salondan… Memur olarak mutluydum çünkü mülki amirim beni anlıyordu. Vatandaş olarak mutluydum çünkü öyle bir valim vardı ki benim derdimi kendi derdi olarak görüyordu. Kısaca herkes mutluydu…

Yazık ki bu mutluluk kısa sürdü. 2 Eylül 2003’te geçirdiği trafik kazası sonucu girdiği komadan çıkamayarak 8 Eylül’de vefat etti. Rahmetli valimiz öyle derin izler bırakmıştı ki yalnızca Denizli değil memleket ağlamıştı… Ruhun şad, mekanın cennet olsun sayın valim…

 

 

Ahmet AYKOL

TÜRKAV DENİZLİ Şube Başk.

YORUMLAR

Son Haberler