Talat Paşa

Talat Paşa son devir Osmanlı Tarihi’nin ve yakın dönem tarihimizin çok renkli simalarından biridir. Talat Paşa II. Meşrutiyet önderlerinden, yapıcılarındandır. Talat Paşa Meşrutiyet İnkılâbını tek başına yapmamıştır. Kurmuş olduğu İttihat ve Terakki teşkilatı sayesinde başarıya ulaşmıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin bütün işleri hemen hemen Talat Beyin tertibiyle merkez-i umumi tarafından karar altına alınmış, bu kararlar üzerine hareket edilmiştir. ( Doç. Dr. Hasan Babacan, Mehmet Talat Paşa, Ankara 2012, s. 37)

Paşa’nın cemiyet üzerindeki ağırlığı çok tartışma konusu yapılmıştır. Oysa İttihat ve Terakki Cemiyetinin biri sivil, diğeri de asker olmak üzere iki kanattan oluştuğu var sayılmaktadır. Sivil kanadın başını çeken ve Meclisteki fırka mensuplarınca da desteklenen Talat Beyin bir diğer desteği de Kara Kemal başkanlığındaki İstanbul örgütüdür. (Babacan. Age, s. 207) Talat Paşa ile alakalı Hüseyin Cahit de “eğer Talat Paşa olmasaydı İttihat ve Terakki olmazdı, Talat, İttihat ve Terakki’nin kubbe taşı, çimentosu ve temeli idi” demiştir. (Hüseyin Cahit Yalçın, Talat Paşa, Yedigün Neşriyatı, s. 39)

Talat Paşa Dünya Harbi’nden sonra Almanya’ya gitmiş ve yaşamını orada devam ettirirken 15 Mart 1921 günü Tehleryan denen kişi, Berlin Hardenberg Caddesi’nde Talat Paşa’yı tabancayla katletmiştir. 2 Haziran’da Almanya’da başlayan duruşmalarda sanık suçsuz bulunmuş ve salıverilmiştir. Çünkü davada yargılanan Tehleryan değil Türk Tarihi olmuştur.

Talat Paşa’yı kim öldürmüştür?

Talat Paşa bir Ermeni katil tarafından öldürülmüştür. Ama arkasında başka bir gücün olduğuna inanılmıştır. Ankara’daki TBMM’nin yarı resmi yayın organı olan ve başyazılarını genellikle Mustafa Kemal’in yazdığı bilinen Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nin de tavrı Talat Paşa’yı İngilizlerin öldürdüğü yönündedir. (Ahmet Aslan, Türk Basınında Talat Paşa Suikastı ve Yansımaları, İ.Ü. yüksek lisans tezi, İstanbul 2010, s.61)

Paşanın en yakınlarından olan Mithat Şükrü Bleda’da İmparatorluğun çöküşü adlı eserinde aynı görüşü şu şekilde dillendirmektedir: “… Anlatılanlara göre Talat Paşa Ren havzasında bir İngiliz gazetesinin temsilciliğini yapan Herbert Aubrey isminde bir gazeteci ile dost olmuş ve kendisiyle sık sık buluşur, dünyanın ve Türkiye’nin genel politik durumundan söz ederlermiş. Talat Paşa bu gazeteciyi pek sever ve onunla politik konularda konuşmaktan hoşlanırmış ne var ki bu arada Herbert Aubrey İngiliz gizli polis teşkilatından olduğundan Talat Paşa ondan Türkiye’deki olup bitenler hakkında devamlı olarak bilgi alırmış. Bir bakımdan Aubrey politik konularda Talat Paşa’nın istihbarat şefi imiş. Bu dostluk devam ederken yine İngiliz gizli polis teşkilatında şef olarak görev yapan Sir Bazil Thomson, emrinde çalışan Aubrey’e Talat Paşa ile dost görünüp onu ortadan kaldırmak için bir suikast tertiplemesi emrini vermiş. Gaye yalnız Talat Paşa değilmiş, aynı zamanda Enver Paşa için de aynı suikast tertibi düşünülüyormuş. Herbert Aubrey bu suikastı tertiplerken tabii İngiltere’yi işe karıştırmamak için vurucu kuvvet olarak yabancı kişileri kullanmak yolunu seçmiş. Bunun için de Berlin’de bulunan Ermeniler biçilmiş kaftan idi. Nitekim Aubrey böyle hazırlanmış ve günlerce işini görecek ajanları arayıp bulmuş. Bunları özel olarak hazırlamış ve devamlı şekilde Talat Paşa’nın evi karşısında nöbette tutarak Paşanın davranışlarını ve günlük hayatını incelemiş. Sonunda gayesine ulaştı ve böylece Talat Paşa İngilizlerin bir oyununa kurban gitti.” (Mithat Şükrü Bleda, İmparatorluğun Çöküşü, İstanbul 1979, s. 145-146)

Görüldüğü üzere İttihat ve Terakki’nin eski kâtibi umumisi olan Mithat Şükrü bu işin İngilizlerin yaptığına emindir. Alpay Kabacalı da yazmış olduğu bir makalesinde (“Suikastın arkasında başka bir devlet mi vardı?”, Popüler Tarih, Mart 2012, s.33) de benzer görüşleri ifade etmiştir.

YORUMLAR

Son Haberler