“GELENEKTEN GELECEĞE KÖPRÜ OLACAĞIZ”

“GELENEKTEN GELECEĞE KÖPRÜ OLACAĞIZ”

Denizli’de açılan yeni şubesiyle Denizli halkıyla buluşan Vakıf Katılım Bankası’nın kurulma süreci ili ilgili sorularımızı Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş cevapladı.

“GELENEKTEN GELECEĞE KÖPRÜ OLACAĞIZ”

Denizli’de açılan yeni şubesiyle Denizli halkıyla buluşan Vakıf Katılım Bankası’nın kurulma süreci ili ilgili sorularımızı Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş cevapladı.

  1. Türkiye'de en son kurulan katılım bankası olmanın avantajlarının yanında bazı zorlukları da mutlaka var. Vakıf Katılım Bankası’nın kurulma sürecini anlatır mısınız?

 

Teknik altyapısı, bankacılık ürün ve hizmetleri ve şube ağı ile sıfırdan bir banka kurmak, elbette oldukça zorlu bir süreçti. Dolayısıyla açılış öncesindeki bu meşakkatli hazırlık sürecinde oldukça yoğun çalışmalar yapıldı. Ancak, hem çalışanlarımızın özverisi hem de kamu otoritesinin destekleyici yaklaşımı işlerimizi oldukça kolaylaştırdı. Açılış öncesinde verilmesi gereken en önemli kararlardan biri bankacılık faaliyetlerini taşıyacak temel bankacılık yazılımının belirlenmesiydi. Bu konuda risk almayarak mevcutta denenmiş bir yazılımı tercih ettik. Bu karar faaliyet izni sürecinde işimizi çok kolaylaştırdı ve açılışımızı hızlandırdı.Açılış sürecinde Vakıf Katılım isminin katılım bankacılığı alanında yüksek bir beklentiye sahip olduğunu gözlemledik. Müşterilerimizin bize olan teveccühü ve güveni de şube açılışlarıyla sürdürdüğümüz çalışmalarımızda bize güç verdi.

 

  1. Vakıf Katılım sadece bir çeyreği geride bıraktı. Performansı değerlendirmek için çok kısa bir zaman. Ancak, yılsonu hedefleriniz var. 2016 yılsonu itibarıyla hedefleriniz nelerdir?

 

Tüm kuruluş çalışmalarını sıfırdan yapmış, henüz dört aylık bir bankayız. Ancak, katılım bankacılığı sektöründe yeni bir oyuncu gibi görünsek de kurucumuz Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün geçmiş bankacılık ve katılım bankacılığı deneyimleri ile kadim vakıf kültürünü değerlendirdiğimizde bu alanda son derece tecrübeli olduğumuzu düşünüyoruz. Tecrübelerimizle birlikte hızlı bir büyüme ve olgunlaşma süreci geçirebilmek için daha fazla müşteriye temas edeceğimiz noktaları oluşturmamız gerekiyor. Bu doğrultuda yılsonuna kadar şube sayımızı 30’a, çalışan sayımızı ise 500’e çıkarmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda internet bankacılığı, mobil şube ve ATM’ler gibi alternatif kanallarda da büyümeyi amaçlıyoruz.

 

Katılım bankacılığını geleneksel bankacılıktan ayıran unsurların başında, müşterilerin ihtiyaçlarına uygun çözümler üretmek geliyor. Biz de reel sektörle aktif bir işbirliği içinde olarak, kar-zarar ortaklığı projeleriyle katılım bankacılığı uygulamasını geliştirmek için çalışacağız. Ticari hayatın içerisinde aktif rol alarak gerçek bir alternatif oluşturacak; kaliteli ve fizibilitesi iyi yapılmış projeleri olup, yeterli sermaye birikimi olmayan yatırımcılarla işbirliği geliştirerek, Türkiye’ye yeni iş alanları kazandırmak için çaba sarf edeceğiz.

 

Katılım bankacılığının ruhu ve Hükümetimizin açıklamış olduğu Orta Vadeli Plan’da belirlemiş olduğu “ülkemizin daha hızlı kalkınması” hedefi gereği istihdam, büyüme, üretim ve ihracat getirecek alanlara yoğunlaşacağız. Dolayısıyla KOBİ segmentindedaha aktif olacağız. KOBİ’lere standart ürünler sağlamanın ötesine geçerek ihtiyaçlarına uygun yeni ürün ve hizmetler geliştireceğiz.  Yatırım ve proje finansmanı konusunda kâr-zarar ortaklıkları ve sermaye piyasası aracı ihraçları ile etkin bir rol alacağız. Ayrıca katılım bankacılığının bireysel kullanıcılara ulaşma konusunda yeterli seviyede bulunmadığını görüyoruz. Bu alanda da en kaliteli hizmet ve servisi sunacak ve daha çok müşteriye ulaşacak bir dağıtım ağı oluşturarak, çok sayıda yeni müşteriyi Katılım Bankacılığı ile tanıştırmayı hedefliyoruz.

 

  1. Hali hazırdaki ürünlerinizden bahseder misiniz? Ağırlık verdiğiniz bir segment var mı?

 

İlk aşamada diğer faizsiz bankaların ürünlerine benzer ürünleri müşterilerimize sunmaktayız. Önümüzdeki dönemde ise özellikle sermaye piyasası alanı ile kâr-zarar ortaklıkları projelerinde ve biraz önce de belirttiğim gibi ağırlıklı olarak KOBİ segmentindeçalışmalarımız olacak; KOBİ’lere yönelik yeni ürünlerle müşterilerimize ulaşacağız.

 

  1. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Vakıf Bank'taki hisselerini satarak, Vakıf Katılım'a sermaye olarak koyacak diye biliyoruz. Bu süreç işliyor mu, sizce ne kadar zaman alır tamamlanması ve bu süreç tamamlandığında Vakıf Katılım Türkiye'nin en büyük katılım bankası olacak diyebilir miyiz?

 

Bu alanda tamamen bizim dışımızda ilerleyen bir süreç söz konusu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Hazine arasında çalışmaların başladığını biliyoruz. Süreç konusunda net bilgiyi ilgili taraflardan almak daha sağlıklı olacaktır.

 

  1. Sektörle ilgili yetişmiş insan kaynağını nasıl temin ediyorsunuz?

 

Haziran ayı ortası itibariyle yaklaşık 200 çalışanımız bulunmakta. Şube açılışlarımızla birlikte yılsonunda 500 çalışan sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. 3 yılın sonunda da müşterilerimize 100 şube ve 1.200 çalışanla hizmet vermeyi öngörüyoruz. Başlangıçta kuracağımız kadro Bankamızın nüvesini oluşturacağı için öncelikli olarak yetişmiş insan kaynağı istihdamını diğer Katılım Bankasındaki tecrübeli arkadaşlardan temin etmek durumunda kaldık. Bu konuda Vakıf Katılım’a sektördeki çalışanlardan ciddi bir teveccüh olduğunu görmek bizi fazlasıyla memnun etti.Bu durumun ayrıca sektöre önemli bir dinamizm sağladığını da söylemek mümkün. Önümüzdeki yıldan itibaren oluşturduğumuz bu çekirdek kadronun içine katacağımız yeni arkadaşları gerek işbaşı eğitimleri ile gerekse belli eğitim programları ile destekleyerek Vakıf Katılım olarak yetişmiş insan kaynağı istihdamımızı kendi içimizden sağlamayı planlıyoruz.

 

  1. Vakıf Katılım öncesi bir kamu katılım bankası da faaliyete geçmişti. Kamu katılım bankalarının sektöre sağlayacağı faydaları neler olacak?

 

Katılım bankaları ülkemizde 30 yıla yakın bir süredir faaliyet göstermesine rağmen sektörden alınan pay bakımından halen istenilen seviyede değiller. Bunun nedeni olarak elbette pek çok konu belirtilebilir. Ancak, son dönemde sektörün büyümesi için çeşitli fırsatlar olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Ülkemizde 10 yılı aşkın süredir sağlanan siyasi ve ekonomik istikrar sektör için en büyük fırsat olarak değerlendirilebilir. Hiç şüphesiz istikrarın hüküm sürdüğü bir ülkede ekonomi ve ekonominin aktörleri sürekli gelişecek ve büyüyecektir.

 

Kamunun Katılım Bankacılığı sektörüne girmesi katılım bankacılığının önüne açacak bir gelişmedir. Kamu Katılım Bankalarının sektöre getireceği dinamizm ve rekabetlekatılım bankacılığının hedeflenen pazar paylarına ulaşacağını inanıyoruz. Özellikle Kamu Kurumları ile kurulacak iş birlikleri sistemin yaygınlaşması ve daha geniş müşteri tabanına ulaşmasını sağlayacaktır. Bu iş birliktelikleri gerekli mevzuat ve düzenleme ihtiyaçlarının daha hızlı hayata geçmesinin de önünü açacaktır. Ayrıca “kamu” olmanın oluşturacağı güven algısı ile Körfez ülkelerinden katılım bankaları aracılığıyla ülkemize ciddi bir fon girişinin sağlanabileceğine inanıyorum.

 

  1. Katılım bankacılığıyla ilgili yasal düzenlemeler ve mevzuat sektör için yeterli mi? Yasal altyapının gelişimi için hangi önerileriniz var?

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki sektörün büyümesi açısından siyasi otorite pek çok adım attı ve atmaya da devam ediyor. Kamunun katılım bankası kurarak sektöre oyuncu olarak girmesi bu yaklaşımın en önemli göstergesi olarak değerlendirilebilir. BDDK bünyesinde oluşturulan Katılım Bankacılığı Uygulama Dairesi de siyasi otoritenin sektöre yaklaşımın pozitif olduğunu net bir şekilde göstermekte... 2013 yılında BDDK ve TKBB ortaklığı ile düzenlenen Katılım Bankacılığı Çalıştayı doğrultusunda Hükümet, Katılım Bankacılığı Üst Koordinasyon Kurulu kurarak  Çalıştay’da belirlenen eylem planının hayata geçirilmesi için bir koordinasyon mekanizması oluşturdu. Bu eylem planı katılım bankacılığına uygun yeni ürünler başta olmak üzere, tanıtım, yetişmiş insan kaynağı ve eğitim gibi birçok önemli konuyu kapsıyor.  Plandan hareketle önümüzdeki 10 yılda katılım bankacılığının bankacılık sektöründeki payının %15’lere yaklaşacağını tahmin ediyoruz.  Ancak, elbette sektörün gelişimi için bazı yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor.Örneğin farklı yapıda kira sertifikası ihraçları yapılabilmesi konusunda bazı vergisel belirsizlikler var. Bu konuda yasal düzenleme ihtiyaçları söz konusu.Yine üzerinde çalışılan yeni bazı ürünlerin hayata geçirilmesi,  bu ürünlerle ilgili mevzuat değişiklikleri ile mümkün olacaktır. Az önce belirttiğimiz pozitif yaklaşımla bu düzenlemelerin çok kısa bir süre sonra yapılarak sektörün önünün daha da açılacağına inanıyoruz. 

 

  1. Katılım bankacılığı sektörünün bütün paydaşlarını bir araya getiren Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? Sektörün gelişmesinde kurulun potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Faizsiz bankacılık ülkemizde yaklaşık 30 yıldır uygulanan önemli bir finansal model. Ancak geride bırakılan bu süre zarfında katılım bankacılığının halen istenilen seviyelerde olmadığını net bir şekilde görüyoruz. Bunun çok çeşitli nedenleri olmakla birlikte yasal mevzuatta yaşanan sıkıntılar en önemli neden olarak gösterilebilir. Bu noktada Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu’nun önemi açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

Kalkınma Bakanlığı’nın 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın 7. Bileşeni olan İstanbul’un finans merkezi olması projesinin en önemli başlıklarından biri katılım bankacılığının geliştirilmesidir. Burada birçok paydaşı ilgilendiren çok sayıda eylem planı yer almaktadır. Bu eylem planlarının hayata geçirilmesinin koordine edilmesi konusunda Katılım Bankacılığı Koordinasyon Kurulu önemli bir görev üstlenecektir.

Sektör oyuncuları olarak Kurul’un faizsiz finans sektörün derinleşmesine ve finansal istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlaması beklemekteyiz. Bu çerçevede, katılım bankacılığı ve sigortacılığının, genel anlamda faizsiz finans sisteminin daha hızlı ve sağlıklı geliştirilmesi ile ülkemizin uluslararası finans merkezi vizyonuna katkı sağlanması amacıyla kurulan Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu’nun, gerek sektör gerekse ülke ekonomisi açısından çok faydalı kararlara imza atacağına inanıyorum.

 

  1. Neredeyse yılı yarıladık. Ülkenin genel ekonomik durumu ve 2016 yılı beklentileriniz hakkında bir yorum yapar mısınız?

 

Türkiye 2016 yılının ilk çeyreğini % 4.8 büyüme oranı ile tamamladı. Talep kaynaklı bu büyüme dinamiğinin önümüzdeki dönemde de devam ederek yılı %4-4.5 büyüme oranı ile tamamlayacağımızı düşünüyoruz. Bu büyüme rakamı OECD ülkeleri arasındaki en yüksek büyüme oranlarından biridir. Yine Mayıs ayı bütçe rakamlarına bakıldığında son 13 yılın en iyi bütçe performansı yakalandığı görülüyor. Diğer taraftan kronik sorunumuz olan cari açık ve enflasyon rakamlarında beklenenin çok ötesinde olumlu gerçekleşmeler söz konusu. Cari Açık/ GSMH oranı uzun bir aradan sonra %4’ün altına inmiş durumda.Keza TÜFE enflasyonu gıda fiyatlarının pozitif katkısıyla Mayıs sonunda %6,58 ile piyasa beklentilerine göre oldukça olumlu bir gerçekleşme gösterdi. TCMB’nin yılsonu beklentisi doğrultusunda TÜFE enflasyonunun % 7-7.5 bandında gerçekleşmesini öngörüyoruz.

 

Özetle içerideki terör olayları ve sınırlarımızdaki jeopolitik risklere rağmen Türkiye ekonomisi 2016 yılında makro dengeler açısından oldukça olumlu bir performans sergiliyor. Rusya ile yaşanan uçak krizinin sonucunda turizm sektöründe yaşanabilecek daralmanın aşağı yönlü etkisi ile bu performans bir miktar olumsuz etkilense bileTürkiye ekonomisinin yılın tamamında, diğer gelişmekte olan ülkelere göre pozitif ayrışarak güçlü bir performans göstereceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

 

  1. Çeşitli üniversitelerde İslam Ekonomisi ve Finansı üzerine çalışmalar yapılıyor. Vakıf Katılım olarak üniversitelerle çalışmalarınız ve işbirlikleriniz olacak mı?

 

Ülke nüfusumuzun çok ciddi bir kesiminin gençlerden oluştuğunu düşünürsek üniversiteler tüm kurumlar için önemli bir alan olarak görülebilir. Gerek geleceğe yönelik insan kaynağı yatırımı ve gerekse katılım bankacılığı potansiyel müşterilerinin doğru bilgilendirilmesi açısından üniversiteler bizim için de önemli bir mecra. Bu noktada Vakıf Katılım olarak üniversiteler ile işbirliklerimiz ve çalışmalarımız elbette olacaktır. Öncelikli olarak bu üniversitelerdeki lisansve lisansüstü eğitimlerini tamamlayan öğrenciler bizim için önemli bir istihdam kaynağı oluşturacaktır. Ayrıca önümüzdeki yıllarda bu üniversitelerle düzenlenecek sempozyumlar ve çıkartılacak yayınlar için de işbirliklerimiz olacaktır.

 

  1. Türkiye’nin 2023 hedefleri var. Bu hedefler doğrultusunda Türkiye'nin katılım bankacılığını nerede görüyorsunuz? Agresif değişiklikler bekliyor musunuz?

 

Ülkemiz her anlamda yeni dünyanın çekim merkezinde yer alıyor. Bugün pek çok ülke İslami Finans modelini incelemekte ve bu alanda ciddi yatırımlar yapılmakta. Müslüman ülkeler arasında katılım bankacılığının en az yaygın olduğu ülkeler arasında yer alıyoruz. Şu anki durumda Türkiye’deki katılım bankalarının dünya katılım bankacılığından aldığı yaklaşık pay % 6 ile oldukça düşük bir seviyede. Katılım bankacılığının yaygın olarak faaliyette olduğu ülkeler arasında kendimize son sıralarda yer bulmaktayız. Ancak, katılım bankalarının yapacağı vizyoner stratejik değişiklikler ile ülkemizin kısa zamanda İslami Finans alanında önemli oyuncular arasına gireceğine inanıyoruz. Diğer taraftan siyasi otoritenin sektöre olumlu yaklaşımı ve İstanbul Finans Merkezi Projesi kapsamında yapılan çalışmalar ile ülkemiz bu sektörün referans ülkesi olabilir.

 

Biz de Vakıf Katılım olarak vizyonumuzu katılım bankacılığında referans kurum olmak şeklinde belirledik. Bu vizyon kapsamında öncelikli amacımız; sektörü büyütmek, hem yurt içi hem de yurt dışında daha fazla fonu sisteme dahil etmek ve daha fazla kişiye ulaşmak. Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin 2025 yılında bankacılık sektörü içerisindeki katılım bankacılığı payının yüzde 15’e çıkması hedefiyle hazırladığı 2015-2025 Strateji Belgesi çok önemli bir yol haritası sunuyor. Biz de sektörle birlikte büyüme hedefimiz kapsamında katılım bankacılığında pazar payımızın 2018 yılında yüzde 10’a çıkmasını ve 2023’te sektör liderliğini bize getirecek seviyeye ulaşmasını bekliyoruz. 

 

Strateji Belgesi’nde ve Kalkınma Bakanlığı’nın 10.Beş Yıllık KalkınmaPlanı’nda belirlenen eylem adımlarının bir an önce hayata geçmesi ve sektöre katılacak yeni oyuncularla birlikte artacak rekabet ortamının sağlayacağı gelişim ve dinamizm ile sektörün %15’lik paya 2023 yılından önce ulaşmasının mümkün olabileceğine inanıyoruz.

              

  1. İstanbul Finans Merkezi Projesi’nin, İslami Finans Merkezi odaklı geliştirilmesi konusunda düşünceleriniz nelerdir?

 

İstanbul’un Finans Merkezi olması siyasi otorite tarafından uzun zamandır üzerinde çalışılan ve aksiyon alınan bir proje. Bu noktada atılan çok ciddi adımlar var. Katılım Bankacılığı da bu projenin önemli taşlarından birisi. İstanbul’un finans merkezi olmasıyla faizsiz bankacılık için de bir cazibe merkezi olacağını düşünüyoruz.

 

İslami finans, dünya genelinde oldukça ilgi gören ve 2 trilyon doları aşkın büyüklüğüyle göz kamaştıran bir finans modeli. Maalesef ki bu modelin ev sahipliğini şu an için Londra yapmakta. Bu noktada İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında İstanbul’un İslami Finans’ın da merkezi olması elbette en büyük hedeflerden biri. Ülkemizin bulunduğu coğrafyanın yeni dünyanın merkezinde yer alması, Doğu’da üretilen enerjinin en büyük tüketici olan Batı’ya aktarımda ülkemizin ana transfer güzergâhında olması, İslamiyet’in en önemli rol modelinin ülkemiz olması İslami Finans’ın merkezi olmamız açısından bizi ön plana çıkarıyor. Bu aşamada katılım bankaları olarak hızla büyümemiz ve İslami Finans alanında dünyadan aldığımız payı da hızla geliştirmemiz gerekiyor. Özellikle Körfez Bölgesi’ne yönelik çalışmalarla ülkemize getireceğimiz fonlar, bu bölgeden getireceğimiz yeni yatırımcılar ülkemizin İslami Finans’ın merkezi olmasında önemli katkılar sağlayacaktır.

 

  1. Vakıf Katılım bankası olarak VakıfBank’la aranızdaki iletişim hangi seviyede? Sınırlarınız nerede başlayıp nerede bitiyor?

 

Vakıf Katılım ile VakıfBank arasında herhangi bir ortaklıkbulunmamaktadır. İki kurum da faaliyetlerini birbirinden bağımsız yürüten farklı tüzel kişiliklerdir. Vakıf Katılım’ın kurucusu T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü’dür. İsmimizde yer alan Vakıf ifadesi de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden ve Vakıf kültüründen gelmektedir. Aynı zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü VakıfBank’ın da %58 hissesine sahiptir. Bunun yanında VakıfBank kuruluş çalışmalarımızın ilk aşamasında bize önemli alt yapı desteği sağladı. Bu noktada başta VakıfBank yönetimi ve Genel Müdürü olmak üzere katkıları olan tüm VakıfBank mensuplarına teşekkür ederiz. Tüm bunların yanında henüz şube açmadığımız yerlerdeki müşterilerimize ulaşmak için VakıfBank ile muhabir banka sözleşmemiz mevcut.

 

  1. Danışma kurulu hizmetlerinizden bahseder misiniz? Ürünlerinizin ve hizmetlerinizin İslami prensiplerine uygunluğunu ve icazetlerini nasıl alıyorsunuz?

 

Vakıf Katılım’ın Danışma Kurulu’nda İslam hukuku konusunda Türkiye’de en yetkin isimler olarak gösterilenProf. Dr. Hayrettin Karaman veProf. Dr. Hamdi Döndüren’inyanı sıra İslam Ekonomisi alanının en deneyimli akademisyenleri arasında bulunan Prof. Dr. Arif Ersoy yer alıyor.

 

Faizsiz bankacılık konusunda hassasiyet taşıyan yurtiçindeki müşterilerimiz ve yurtdışı fon sahipleri açısından faaliyetlerimizde görüş alabileceğimiz Danışma Kurulu’muzu oluşturmak için uzun süre çalıştık. Bu vesileyle alanlarının en yetkin isimleriyle bir araya gelme fırsatı bulduğumuz için büyük memnuniyet duyuyoruz. Sektörün en yeni ve dinamik oyuncusu olarak önümüzdeki dönemde katılım bankacılığını ileriye taşıyacak yeni ürün ve hizmetlere imza atmak istiyoruz. Bu noktada Danışma Kurulu’muzun görüşleri en önemli dayanağımız olacak.

Emojiler İle Tepki Ver

YORUMLAR