2500 YILLIK REALİTE!..

Psikolojik Savaş; Kişinin ya da toplumun düşünce, davranış ve duygularını kontrol altına almak, değiştirmek veya yönlendirmek, onları yılgınlığa ve umutsuzluğa sürüklemek için örtülü bir şekilde hedef kişi veya topluma, onların farkına varamayacağı bir şekilde tatbik edilen yöntemlerin genel adı olarak tanımlanmaktadır. Normal savaştan ayıran en belirgin özelliği ise örtülü bir şekilde yapılmasıdır. Çünkü buradaki asıl amaç zihinleri kontrol altına almaktır. Bunun için de ilk ve en önemli mesele hedef kişi ya da kitlenin tanınmasıdır. Hemen ardından da psikolojik savaşın en önemli silahı “Propaganda” devreye girer. Propaganda ilk olarak düşman olarak algılanması istenilen kişi ya da toplum hakkında soru işaretleri uyandırmakla işe başlar. Sonrasında insanlık düşmanı olarak göstererek nefret uyandırmaya çalışır. Düşmanlar yaptığı ya da yapmadığı şeylerle suçlanırlar ki varsa toplum üzerindeki güvenilirliği ya da olumlu imajı kırılsın. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus iddiaların; basit, inanılır, tutarlı olması ve sık sık tekrar edilmesi gereken türden olmasıdır. Bir de toplumu bu iddialarınızla hak kaybına uğramış, ezilen ve haklı grup olduğuna inandırırsanız savaşın en önemli kısmını kazandınız demektir. Propagandanın dozajını ayarladığınız müddetçe psikolojik savaşın galibisiniz artık… Psikolojik savaş bizim gündemimize yakın tarihte girmesine rağmen bazılarının iddia ettiği gibi yeni değildir. Yalnızca psikolojik savaşta kullanılan araçlar değişmiştir o kadar. Bundan yaklaşık 2500 yıl önce (MÖ. 544-496 yılları arasında) yaşadığı varsıyalan ünlü Çinli general Sun Tzu’yu bilinen en eski psikolojik savaş uzmanı olarak kabul edebiliriz. “Eğer kendini ve düşmanı biliyorsan bütün savaşları kazanırsın; eğer kendini biliyorsan düşmanı bilmiyorsan birini kazanır diğerini kaybedersin; eğer kendini ve düşmanı bilmiyorsan bütün savaşları kaybedersin.” Diyen Sun Tzu 13 bölümden oluşan “Savaş Sanatı” isimli eserinde bakın düşmanlarını yok etmek isteyenlere hangi tavsiyelerde bulunmuş: 1-Düşman ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz. 2-Düşman ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı gelince kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız. 3-Düşman ülkelerdeki adi ve aşağılık kimselerle işbirliği yapınız. 4-Düşman ülke halkının kendi aralarındaki uyuşmazlık ve kavgaları yayınız. 5-Düşman ülkenin geleneklerini gülünç hale getiriniz... Psikolojik savaşın kazanılmasının en temel göstergesi ise hedef kişi ya da kitlenin mağlubiyeti kesin olarak kabul etmesidir. Bütün bunları neden mi anlattık? Zaman zaman yazılarımızda “Psikolojik Savaş” deyimini kullanıyoruz. Ülkemizin de ciddi bir psikolojik savaş altında olduğunu dile getiriyoruz. Bu bilgilerle durumu daha net değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. Ülkemiz dün de bir psikolojik savaş altındaydı bu gün de. Dün 16 Türk Devletini yıkan çaşıtlarla Osmanlı Devletini parçalayan psikolojik savaş bu gün daha korkunç bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devletini hedef almıştır. Bütün argümanları ile saldırmaktadır. Neredeyse hemen her haberin altında bu savaşın izini görmek mümkün. Hemen her olaydan sonra yaşadıklarımızı düşünüce olayın vahametini daha rahat anlayabiliyoruz. Yöneticilerden tutun da yargı mensuplarına, güvenlik kuvvetlerinden sokaktaki vatandaşa kadar hemen her kesim bu savaştan nasibini almış görünüyor. İşin tek teselli verici tarafı bu savaştan kimin zaferle çıkacağına yine bizim karar verecek olmamızdır. Mağlubiyeti kabul etmediğimiz sürece zafer bizimdir. AHMET AYKOL

YORUMLAR

Son Haberler

escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort alanya antalya escort bayan eskiehir escort bayan istanbul escort bayan , istanbul escort , ili escort , kadky escort , istanbul escort bayan bayan , sakarya escort escort sakarya izmit escort gaziantep escort canl casino makrobet kacak iddaa