8 MART MI DEDİNİZ?

Bu günkü yazımız Türk Kadını ile ilgili… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile uzaktan yakından bir ilgisi yok. Çünkü aşağıda vereceğim örnekleri başka milletlerin tarihinde görmeniz mümkün değil… Dolayısı ile Türk Kadınının 8 Martlara değil benliğine dönmesi, kişilik ve kimliğini hatırlaması yalnızca kendisi için değil Dünya Kadınları için de çok önemlidir.

Kurtuluş Savaşımızın manevi mimarlarından Halide Edip Hanımı yalnız bizler değil bütün dünya tarihçileri biliyor. Bir de isimsiz kahramanlarımız var elbet. Tıpkı zamanın Bitlis defterdarının eşi gibi… Nene Hatun gibi… Erzurumlu Kara Fatma gibi… Binbaşı Emire Ayşe, Çete Ayşe, Tayyar Rahmiye, Kılavuz Hatice, Gördesli Makbule, Adile Hanım, Asker Saime, Küçük Nezahat ve burada ismini yazamadığımız sayısız Türk Kadını vatanın kurtuluşu için canlarını ortaya koyup düşmana bu toprakları dar etmişlerdir. Erkeği ile birlikte vatan ve hürriyet mücadelesi vermiş altın nesli elbette dantel örmeyi bile bilmeyen misislerle mukayese etmek haksızlıktır. Tarih boyu her türlü zorluğu göğüsleyen Türk Kadınının Avrupalı ya da dünyanın başka bir yerindeki hemcinsleri ile mukayesesi de aynı terazide tartılmaya kalkılması da Türk Kadınına haksızlıktır. Türk Kadını erkeği ile omuz omuza yaptığı mücadelenin doğal bir sonucu olarak tarih boyu sınıf ayırımına tabi tutulmamış aksine daima erkeği ile eşit haklara sahip olmuştur. 

Bitlis Defterdarının eşinin Maraş’a kahramanlık unvanının verilmesinde oynadığı rolü oynayabilen Avrupalı bir kadın duydunuz mu hiç? Ya Adana Cephesinden tutun da Afyon, Dinar, Sarayköy, Nazilli, Tire’ye kadar Kurtuluş Savaşımızın birçok cephesinde düşmana kurşun sıkmış Erzurumlu Kara Fatma (Fatma Seher Hanım) gibi bir yiğit vatan evladına sahip başka bir millet tanıyor musunuz?.. Dahası eşi cephede şehit düşünce boynundaki altını satıp tüfek alarak cepheye koşan, Sakarya Savaşına kadar iki oğlunu da cephelerde kaybetmesine rağmen 3 kızını TBMM’ne emanet edip Sakarya Meydan muharebesinde yaralanıncaya kadar mücadele eden Binbaşı Emire Ayşe’nin yaptığını yapabilecek Türk Kadınından başka bir kadın düşünebiliyor musunuz?..

Türk Tarihi ile yakından ilgilenenler için elbette bunlar küçük birer örnek. Bir de bizlerin de bilmediği isimler var. Hele yukarıda bahsettiğimiz isimlerin yaptıklarını hayal bile edemeyen Avrupalıların onlara bir bakışı var ki sormayın. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim görevlileri Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinde yaptığı araştırmalarda Çanakkale Savaşlarında Türk Kadınının yaptığı kahramanlıklarla ilgili birçok bilgi ve belgeye ulaşmış. Özellikle o dönemde askerlerin “Keskin nişancı Türk kadınları”, “Türk kadın savaşçıları” konulu birçok mektup ve günlüklerle karşılaşmış. Bakın Avustralyalı Piyade Er J.C. Davies’in annesine yazdığı mektupta kahraman Türk kadın savaşçılarından nasıl bahsediyor: “'Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı, pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Güzel, yapılı ve tahminen 19-21 yaşlarında bir genç kızdı. Ölü ele geçirdiğimizde, yanında başka bir Türk'ün ölüsünü de bulduk. Genç kızın bedeninde tam 52 BB yarası vardı.”…

Peki, bu şehidimizin adını bırakın Avrupalıyı hangimiz biliyor? İşte bu sebeple Türk Kadınının herhangi bir hakkı için herhangi bir milletten bir kadınla mukayesesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Dünya kadınlarının hala Türk Kadınından öğreneceği daha çoook şeyin olduğunu düşünüyorum. Hele günümüz Türk Kadını mutlaka ecdadını daha iyi tanımalı, omuzlarındaki sorumluluğa uygun davranışlar göstermeyi refleks haline getirmelidir...  

 

     Ahmet AYKOL

 

 

 

YORUMLAR

Son Haberler