AYLARDAN EYLÜL!.. (2)

O gün Kenan Paşa'nın ismini ezberlemiştik. Haberlerde geçmişe ait olaylardaki görüntüler ihtilal bildirileri ile birlikte sunuluyordu. Memlekete huzur ve güven gelmişti. Herkes öyle mutlu öyle mutluydu ki sormayın. Eski siyasilere, anarşistlere, anarşistliğe özenen talebelere, hele siyasetle ilgilenenlere küfrün bini bir para... Camii avlularına bırakılan silahları, çuvalla mermi ve silah bırakacak kadar abartanlar olmuştu... (Kimsecikler bu kadar silahın kimler tarafından ve niçin bırakıldığını sorgulamıyordu... Silahların herhangi bir olayda kullanılıp kullanılmadığının da muaamma olduğu ortada... Daha bir gün önce oluk oluk akan kanın nasıl durduğu da önemli değildi... Durmuştu ya... Nasıl durduğunun ne önemi vardı...)

Muhterem Basın-Yayın organlarında Kenan Paşa'ya düzülen övgülerin haddi hesabı yok...
Mahalle köşelerinden hayır duaları yükseliyor arşı alaya... Babası, ağabeyi, ablası... eksilen evlerde bile Kenan Paşa başta olmak üzere askerlerimize anarşi ve terörü bitirdiği için dualar edildiği günlerdi o günler...  Farklı konuşanlar mı? Anarşist onlar. Kimi gominist, kimi faşist. Kenan Paşa ise onlara; Kandırılmış Vatan Evlatları diyordu... Hele " Ecevitçilerle, Türkeşçiler...” en büyük suçlu onlardı. Memleketteki anarşi ve terörün baş sorumluları olarak gösteriliyorlardı...

Bütün siyasi parti liderleri yakalanıp Gelibolu/Hamzakoy(Bülent Ecevit-Süleyman Demirel) ve İzmir/Uzun Ada(Alpaslan TÜRKEŞ -Necmettin ERBAKAN) Ya gönderilmiş ardından da yargılanmaya başlamışlardı... Masum olduklarına inananlar var mıydı bilinmez ancak o dönemde birisinin çıkıp da "BUNLAR SUÇ İŞLEMEMİŞLERDİR!..MASUM İNSANLARDIR!.." dediğini hatırlamıyorum... Belli ki günümüzün demokrasi kahramanları o yıllarda henüz doğmamışlardı! Yoksa susarlar mıydı? Hatta Nazlı bile Kenan Paşa’ya iltifat dolu yazılar yazardı o yıllarda... 

Mahkemelerde yaşananları ise insanlar fısıltıyla bile olsa birbirlerine anlatmaya çekiniyorlardı. Basın-Yayın da tarafsızlığını yitirmemek adına Kenan Paşa'nın doğrularından başkasına yer vermiyordu. İdam edilen şahısların işlediği suçlar dakikalarca verildikten sonra infaz haberi bir cümle ile kendisine yer bulabiliyordu...

Bu arada "Delinen Anayasamız Çağın Gereksinimlerine Uygun Olarak!..." yeniden yazılmış Aziz Milletimiz de bu iyiliği karşılıksız bırakmayarak ezici bir üstünlükle kabul etmişti...

Alkış ve tezahüratlar arasında gelen demokrasi treninin makinist koltuğuna huzur ve güven ortamının borçlu olduğumuz Kenan Paşa'dan başkasının oturtulması hayal dahi edilemeyeceğinden gereği yapılmış, bir yılda bir cumhurbaşkanı dahi seçemeyen siyasilere nispet yedi yıllığına Devlet Başkanı seçmiştik... Hayırlı Olsun!!! Sönen ocaklar mı? Varsın sönsün. İşlemediği suçları dahi kabul etmek zorunda kalanlar mı? Varsın olsun... Güme giden demokrasi mi? Varsın gitsin... Mamak Zindanları, Karıştır-Barıştır Projesi, İnsan hakları ihlalleri, İşkence, Dayak... Lengiri Fötr ve elindeki baston ile Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e benzetilmekten büyük mutluluk duyan zat için ufak işlerdi bunlar...

Yine bir 12 Eylül... Kenan Paşa yaşlılıktan olsa gerek konuşamıyor. Ayağa kalkamıyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Ancak; Yargılanıyor... Hem de insanlık suçu işlemekten. “Bu güne kadar NEREDEYDİNİZ EY DEMOKRASİ KAHRAMANLARI?” diye soran yok! 12 Eylül 1980'de neler yapıyor dunuz? Diyen yok! 11 Eylül 1980'de yaklaşık 500 insanın öldüğü bir memlekette Yalnızca 24 saat sonra nasıl oluyor da akan kan bir anda duruyor diyen yok!..

Vurun Abalıya! En Kahraman Sizsiniz. Zaten siz olmasanız Demokrasinin “D”sinden bile haberimiz olmayacakmış!..

NOT: Bu bir denemedir... isimler ve resimler, ülke ve kurum adları tamamen hayalidir. Gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur... Hatıralarımdan alıntı olması da düşünülemez...

AHMET AYKOL

 

YORUMLAR

Son Haberler