BU YARA BENİ ÖLDÜRÜR!...

Arslanın ayağına kıymık batmış. Ayağı iltihaplanıp şişmiş. Arslan yürüyemez duruma düşmüş. Acısından inlerken, karşısına bir tavşan çıkmış. Yarı ürkek vaziyette sormuş:

- Kral hazretleri, hayrola, nedir bu haliniz?

- Sorma tavşan kardeş, ayağımdan yaralıyım. Acım çok büyük!...

 Tavşan, Arslanı o halde görünce, içinden geçenleri söyleyivermiş:

- Kral hazretleri, bizim gençler bu gece ava çıkmışlardı. Sakın seni bu hale getirenler, bizim gençler olmasın?...

- Arslan dağı inletircesine haykırmış:

- Ahhhhhh! Bu yara beni öldürür!...

 Arsan yarasından ziyade, tavşan karşısında düştüğü duruma hayıflanmış.

Neyse... tavşan uzaklaşmış. Bu kez de tilki gelmiş. Tilki, biraz daha halden anlıyormuş. Arslanın ricasını kırmamış, ayağındaki kıymığı çıkarmaya razı olmuş. Ama arslanı ağaca bağlamak şartıyla. Arslan, çaresiz bu şartı kabul etmiş. tilki de ayağının acısıyla kendisine zarar vermemesi için Arslanı ağaca bağlamış. Tilki kıymığı çıkarmış. Sıra gelmiş, çözmeye.

 Arslan tilkiye yalvarmaya başlamış:

- Tilki kardeş, haydi çöz benim bağlarımı... Tilki cevap vermiş:

- Şimdi ayağındaki kıymıktan kurtuldun. Bu halde beni yemeyeceğini nereden bilebilirim. Kusura bakma, bağını çözemem!...

 Tilki, Arslanı çözmeden gitmiş. Arslan aç ve bitkin durumda inlerken Çakal gelmiş. Çakal da kafasına kafasına vurmaya başlamış.Hem vurup, hem söyleniyormuş:

- Kendini böyle bağlatan krala vurulmaz da ne yapılır?... çakal, ömür boyu hissettiği Arslan fobisini yenmek için Arslanı güzelce dövdükten sonra oradan uzaklaşmış...Arslan yine kendi derdiyle başbaşa kalmış. Bir süre sonra bir eşek gelmiş. Ürkek tavırlarla Arslanın yanına yaklaşmış. Arslan, bütün derdini eşeğe dökmüş. Eşek, dayanamamış. Arslanı çözmüş. Arslan serbest kalınca hızla oradan uzaklaşmaya başlamış. Eşek hayretle sormuş:

- Kral hazretleri, nereye gidiyorsun böyle sessiz sedasız?

 Arslan, koşarak uzaklaşırken eşeği cevaplandırmış:

- Tavşandan ciğer delen lâf yiyen, tilkiye kendini bağlatan, Çakaldan balyoz gibi yumruk yiyen ve senin gibi bir eşeğe esaret bağını çözdüren bir kralın krallığından ne olur ki?...Ben krallıktan da buradan da vazgeçtim. Siz kendinize yeni bir kral bulun artık!...

 Tarihin 18. Asrından itibaren Türk'ün başına gelenler de ARSLAN'ın başına gelenlerden hiç farklı değil!... Ama Türk'ün gidebileceği başka bir yer yok!... Ey Türk, krallıktan vazgeçme hakkın da yok senin!

 Titre ve kendine dön!...

 NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

Fikret KARATEPE

YORUMLAR

Son Haberler