ÇOK MEŞGULÜZ ÇOOOK!..

Belki unutanlar vardır diye Karabağ’da yaşananları kısaca hatırlamakta fayda var diye düşünüyorum. Tarih; 26 Şubat 1992. Ağır silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi’nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366’ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı’ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birisinin altına imza attılar. 26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. Kana susamış ermeni çeteler (Çünkü askerlik şerefi ile Hocalı’da yaşananlar asla izah edilemez!) sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan 613 kişiyi en ağır işkenceler uygulayarak soykırıma tabi tuttular. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’i ise yaşlıydı. 8 aile tamamen yok edildi. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtuldu. 1275 kişi ise rehin alındı. 150 kişi ise hala kayıptır. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin yakıldığı, birçoğunun kafa derilerinin yüzüldüğü, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır…

Öyle vahim iddialar var ki insanın kanını donduracak cinsten. Elbette bütün bunların iddia olarak kalmasını dilerdim ancak bu iddiaların birçoğu belgelenmiş, acı birer gerçek olarak 22 yıldır karşımızda duruyor. İşte Hocalı’da yaşanan dehşet kelimesinin bile aciz kaldığı bir takım olaylar…

Canlı canlı insanların kafa derilerinin yüzülmesi, sağ olarak ele geçirilenlerin sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutularak, insanlık dışı muamelelere maruz kalmaları... Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarının kesilmesi... Genç kızların önce saçlarının kesilmesi, sonra da kafa derilerinin yüzülmesi... Babanın gözü önünde evladının, evladın gözü önünde babanın kurşuna dizilmesi… Kesik kafaların sepetlere doldurulması… Karnı yarılmış halde bulunan 56 hamile kadın cesedi bile vahşetin boyutlarını anlamamıza yeterde artar bile...

Hocalı’da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet’nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu anlamak istemeyenlere kapak olacak cinsten “Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz”…

Biz Türkler bir, iri ve diri olmayı başardığımız gün soykırım zanlısı Ermeniler, Irak’taki terörist artıkları, içimizdeki vatan hainleri, Gazze’de çocuklara kurşun sıkan terörist devlet İsrail… aklını başına alacaktır. Aksi takdirde şehit saymaya devam ederiz… Başın sağ olsun Azerbaycan Türkü… Başın sağ olsun Türk Dünyası…

Ahmet AYKOL

 

YORUMLAR

Son Haberler