DELİ-VELİ

Zaman… Su misali akıp gidiyor öylesine. Müdahale şansımız yok. Hızlandırmak istediğimizde inadına yavaşlarken “Dursun şu anda saatler” dediğimizde öyle hızlı işlemeye başlıyor ki kum saati şaşırıp kalıyorsunuz. Veee geriye dönüp baktığınızda şu fani alemin doyumluk değil, tadımlık olduğu gerçeği ile yüzleşiveriyorsunuz. Mesele bu gerçekle ne zaman yüzleştiğimizde belki de. Çünkü geleceğimizin sırrı ve sınırları bu realiteyi ne zaman anladığımızda saklı. Bazılarımız bunu son nefesinde anlarken bazılarımız bu gerçekle daha erken yüzleşme şansını yakalayabiliyor… İşte onlar; “Köyün Delileri”, “Aksaçlılar”, “Toplumun Vicdanları”… Kimimize göre “Veli”, kimimize göre “Deli” kısaca… 

Gözlerimizi kapayıp mazimizi düşündüğümüzde birkaç dakikada tüm hayatımız bir film şeridi misali hafızamızda canlanıverir çoğu zaman… Maskelerimiz saklamaya çalışsa da duygularımızı yüz hatlarımız eleverir yaşadığımız anı. Ne kadar sürer bu durum? Birkaç saniye… Birkaç dakika… Belki birkaç arabesk parça dinleme süresi kadar. Dahası yok… 

Oysa o zaman dilimlerinin büyük bir kısmı yaşanırken hiç bitmeyecek gibi gelmiyor muydu bizlere? İlkokuldayken, ortaokula takım elbise ile giden ağabeylerimize bakıp hiç gelmeyecekmiş gibi gelen ortaokul günlerine dair kaç defa hayaller kurmuştuk hatırladınız mı? Ya lise yılları? Yıldızlar kadar uzak değil miydi siyah önlüklü çocuklara?.. Üniversite sınavlarına hazırlanırken geçmişimizi hatırlayıp daha bir hırsla sarılmadık mı kitaplara?..  Hayalini kurduğumuz meslekleri düşünürken az mı sabahladık yıldızları yorgan yapıp üzerimize?.. Yüksek öğrenim, biraz daha realistleştiğimizi zannedip dünyayı tek başımıza değiştireceğimize inandığımız zaman dilimi değil miydi bir çoğumuz için?.. Ülkülerimiz uğruna ölmeyi göze almamış mıydık hep birlikte?..

Bir de göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman dilimleri vardı hayatımızda. Hepimiz için farklı olsa da vardı işte… Yatılı okul çocukları için; yaz tatilleri… Azıcık daha rahat yaşayabilmek adına şehre göç edenler için; tatile çıktıkları aylar… Babası yurt dışında çalışan çocuklar için babalarının lengiri fötr, pilli teyp ile köylerine döndükleri yaz aylarında etrafa hava atmayı bir kenara bırakıp da eve gelmeyi akıl ettikleri zaman dilimleri… İlk göz ağrılarımız, ilk aşklarımızla hatta hayalleriyle geçirdiğimiz zamanları hiç sormayın… Öyle insafsızlardı ki başlamadan bitiveriyorlardı adeta…

Hepimiz elbette kendi hayatımızı yaşıyoruz. Dünyaya imtihan için geldiğimize inananlardanım. Bu yaşa kadar yegane öğrendiğim bu sınavın nefes alıp verdiğimiz müddetçe devam ettiği gerçeği… Zaman sınırlı ancak bu süre size önceden bildirilmiyor… Kopya diye bir şey söz konusu bile olamaz. Kitap, defter, ansiklopedi hatta googlede arama yapmak bile serbest. Çünkü sizin sorularınız ilk defa sizin için kullanılıyor. Öncesi yok. Sonra da başkalarına sorulmayacak. Yalnızca sizin için hazırlanmış… Torpil mi?.. Elbette her işte olduğu gibi burada da mümkün.

Ya Köyün Delisi olacaksın ya da Köyün Delisinden akıl alacaksın…

Ya genç yaşta saçını ağartacaksın ya da bir aksaçlıdan akıl alacaksın…

Ya içinde yaşadığın Toplumun Vicdanı Olacaksın yada Toplum vicdanlarından ders alacaksın… 

Sözün özü ya Deli ya da Veli olacaksın… Mesele bu kadar basit… Ancaaak Deli mi yoksa Veli mi olduğunu bu dünyada göremeyeceğin de aşikâr. Sınavın final sorusunun cevabı çünkü bu iki kelimede gizli… Sizlere son bir sır vereyim. Hayatınız bu iki kelimeden birisiyle özetleniyorsa tebrikler. Sınavı kazandınız. Çünkü her ikisi de gerçek dünyada kazananlar sınıfının kayıtlı öğrencileri. Diğerleri mi? Bilmem…

Ahmet AYKOL

 

YORUMLAR

Son Haberler