DENİZLİNİN NABZI(72)

KİRÂ, ÜCRET-2

Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! Bir san’at sâhibine malzeme vererek birşey yapdırmak da, onu kirâ ile tutmak demekdir. Kirâ, deyn de, ayn da olabilir. Bey’de olduğu gibi, icâre de şart ile fâsid olur. (Mecmû’a-i Cedîde) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki, (Vakf dükkânın kirâcısı, mütevellînin izni ile dükkânı başkasına ferâğ [devr] ederken, dükkândan ölünceye kadar çıkarmamağı şart eylese, bu ferâğ câiz olmaz. Dükkânı geri alabilir). Burada da, üç dürlü muhayyerlik vardır. İcâre de ikâle olunabilir. Söz kesilince, ücret vermek lâzım olmaz. Ya’nî, âcir ücrete mâlik olmaz. Fekat, kendiliğinden peşin verir ise veyâ sözleşirken peşin verilmesi şart edilmeyip de, ayrılmadan önce, peşin olması şart edilirse, ücret mûcirin mülkü olur. Kirâyı vermezse, malı teslîm etmez. Etmiş ise, kirâcıyı habs etdirebilir. Mukâveleyi fesh edebilir. Fekat, malını geri teslîm almadan satamaz. Söz kesilirken şart etmekle, kirâ peşin olmaz. Peşin olan ücret verilmezse, âcir malı vermekden, ecîr de işi görmekden vazgeçebilir. Ücretin, müddet bitince verilmesi de şart olunabilir. Mal sâhibi veyâ başkası, malı kirâcıdan zorla alırsa, kirâcı kullanamadığı zemânın kirâsını vermez.Mal sâhibi, kirâyı peşin alıp, malı teslîm etmezse, geçen zemânın ücretleri mülkünden çıkar. Kirâcıya geri vermesi lâzım olur. Peşin verilmiş böyle paranın zekâtını hangisinin vereceğini, (Fetâvâ-i hindiyye) şöyle anlatıyor: Kirâladığı evin on senelik kirâsı olarak bin lira peşin veriyor. Ev kendine teslîm edilmiyor. Âcir, bir sene sonra, elindeki bin liradan dokuzyüz lirasının zekâtını verir. İki sene sonra sekizyüz liranın verir. Her sene yüz lira noksânının ve ödediği zekât noksânının zekâtını verir. Müste’cir, bir ve iki sene sonra zekât vermez. Çünki, kendine geri verilecek para, nisâb mikdârını aşmaz. Üç sene sonra, üçyüz liranın, her sene, yüz lira fazladan, vermiş olduğu zekâtları düşerek kalanların zekâtlarını verir. Kirâ olarak, bin lira kıymetinde bir câriye vermiş olsaydı, âcir hiç zekât vermezdi. Çünki, aldığı câriye ticâret malı değildir. Müste’cir ise, eskisi gibi zekâtını verir. Ücret olarak hacm ile veyâ vezn ile ölçülen mal vermiş olsaydı, mal deyn ise, para gibidir. Ayn ise, câriye gibi olurdu. Âcir evi teslîm etmiş, parayı peşin almamış ise, zekât vermeleri aksine döner. Ya’nî âcir, müste’cir için yazdığımız gibi, müste’cir de, âcir gibi zekât verirler.Mal sâhibi, günlük kirâyı, her akşam istiyebilir. San’at sâhibleri, işçilik ücretini eşyânın sâhibinden alıncıya kadar, eşyâyı vermiyebilir. Eşyâ helâk olup, teslîm edemezse ücret alamaz. Kendisinin yapması şart edildi ise, başkasını çalışdıramaz. İşçiliği olmıyan hizmetlerde, meselâ hammâl, kayıkcı, şoför, ücret almadığı için eşyâyı habs edemez. Eşyâ helâk olursa ücretini alır.Ev ve dükkân kirâya verilirken içinde ne yapılacağı söylenmez ise, binâya zarar vermiyecek her iş yapılabilir. Kirâcı evi ve dükkânı teslîm almadan önce, başkasına da kirâya verebilir. Taşınabilen şeyleri veremez. Kirâya verilmiş malı, başka bir kimse kullansa, gasb etmiş olur. Kirâcı kirâ vermez.Velîsinin izni olmadan, çocuğa iş yapdıran, ücret vermeğe mecbûrdur.Kirâya verilen mal, kirâcıya teslîm edilince emânet olup, kirâcının elinde kasdsız telef olunca ödemez. Âdet hâricinde kullanmak kasd sayılır. Tarla kirâya verilirken, ne ekileceği bildirilmeli veyâ herşey ekilebilir demelidir. Tarla, binâ yapmak, ağaç dikmek üzere de kirâlanabilir. Müddet bitince, bunları kaldırmak veyâ tarla sâhibinin bunları satın alması lâzımdır. Yonca da ağaç gibidir. Ekin yetişmeden kirâ müddeti biterse, oluncıya kadar müddet uzatılır. Hayvan, binmek ve yük taşımak için, elbise, giymek için kirâlanır. Şarta uymayıp, hayvan, ev ve elbise zarar görürse, kirâcı tazmîn eder. Zarar vermiyen şeyleri şart ederse, yapmak lâzım olmaz. Meselâ, evde iki kişi oturacak denirse, üç, beş de oturabilir. Hayvana, kamyona konacak eşyânın cinsi değil, ağırlık şart edilir. Fekat, zararlı şey yüklenmez.Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler