DENİZLİNİN NABZI(73)

KİRÂ, ÜCRET-3

Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! Umûmî hizmetlerde, emniyyet ve sıhhat işlerinde çalışan me’mûrların, işçilerin, idârecilerin ücretlerini hükûmetler, belediyeler vermekde ve her dürlü masraflarını karşılamakdadırlar. Bu ödemeleri, milletin vekîlleri olarak yapıyorlar. Bu paralara kaynak olmak için, milletden vergi alıyorlar. Bu vergileri ödememek veyâ hiyle yapmak, günâh olur. İbni Âbidîn “rahmetullahi teâlâ aleyh” (Redd-ül-muhtâr)ın uşr bahsi sonunda ve (Bahr-ür-râık) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” Şurb fasllarında diyor ki, (Kimsenin mülkü olmıyan umûmî nehrin temizlenmesi masrafı, Beyt-ül-mâlın cizye ve harâc kısmından verilir. Zekât ve uşr kısmından verilmez. Çünki zekât paraları, yalnız fakîr olan müslimânlara verilir. Beyt-ül-mâlın bu kısmının geliri yoksa, oradaki insanlar temizler. Temizlemezlerse, fakîrler zor ile çalışdırılır. Zenginlerden de, para alınıp, masraflar karşılanır). (Mecelle)nin 1321. ci maddesinde de böyle yazılıdır. Uşr bahsi sonunda ve Beyt-ül-mâlı anlatırken bildirilen umûmî hizmetlerin masrafları da, hep böyle karşılanır. Görülüyor ki, hükûmetin ve belediyelerin, yapdıkları hizmetlerin masraflarını milletden istemeğe, hattâ zor ile almağa hakları vardır.](Dürr-ül-muhtâr) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” beşinci cildde, icâreyi anlatırken, otuzdördüncü sahîfede diyor ki: Günâh işliyenleri, meselâ şarkı söyliyenleri, ölü için medhiyye söyleyip ağlıyanları ve çalgıcıları kirâ ile tutmak sahîh değildir. Oyun için davul çalmak da böyledir. Askerler için, düğün için davul çalmak câizdir. Şarkıcının, çalgıcının kazandığı parayı, sâhiblerine geri vermesi lâzımdır. Sâhibleri bilinmezse, fakîrlere sadaka vermelidir. Bunlar, kirâ ile tutulmayıp, önceden şart etmeyip, hediyye olarak verilirse, alması halâl olur. Fekat, yine tayyib, iyi para değildir. Çünki, âdet hâline gelen hediyyeler, şart edilen ücret gibidir.İbâdet yapmak için de adam kirâlamak ve nemâz kılmak için ev kirâlamak, Hanefî ve Hanbelî mezheblerinde sahîh değildir. Meselâ, ücret ile ezân okutmak, hacca göndermek, imâm tutmak, Kur’ân-ı kerîm öğretmek, din dersi öğretmek câiz değildir. Şâfi’î ve Mâlikî mezheblerinde, kabr başında ve sâhibinin yanında ücret ile Kur’ân-ı kerîm okutmak câizdir. Fekat, bu mezheblerde, beden ile yapılan ibâdetlerin sevâbları, başkalarının rûhuna gönderilemez. Sonradan gelen din âlimleri [din düşmanları değil], Kur’ân-ı kerîm ve din dersi öğretmek ve ezân, imâmlık için para ile adam tutmak câiz olur dedi. Bunlara, sözleşilen ücretin verilmesi lâzım olur. Vermiyen habs olunur. İbni Âbidîn bu satırları açıklarken buyuruyor ki: Aslında, ücret ile ibâdet yapdırmak câiz değildir. Çünki, hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîm okuyunuz. Fekat, bunu geçim vâsıtası yapmayınız!) buyuruldu. Bir hadîs-i şerîfde, (Ezân okuyun. Ezân için ücret almayın!) buyuruldu. Son zemânlarda, dinde gevşeklik olduğundan, Kur’ân-ı kerîmin ve din bilgilerinin unutulmaması ve imâmlığın, müezzinliğin yapılabilmesi için ücret ile yapdırılması zarûret hâline gelmişdir. Fekat bu fetvâ, bütün ibâdetlerin ücret ile yapılabileceğini göstermez. Yalnız saydıklarımız zarûret olup, mezhebin aslından dışarıda bırakılmakdadır. Hâfızlara ücret ile Kur’ân-ı kerîm okutmak zarûret olmadığı için, muhakkak câiz değildir. Tâc-üş-şerî’a, (Hidâye) şerhınde diyor ki, (Ücret ile okunan Kur’ân-ı kerîmden, ne ölüye, ne de okuyana sevâb hâsıl olmaz.) Aynî, (Hidâye) şerhınde diyor ki, (Hâfızlar, para için, mal için okumamalıdır. Hâfız da, parayı veren de günâha girer.) (Cevhere) kitâbında, (Ücret ile, belli bir zemân Kur’ân-ı kerîm okutmak câiz değil diyenler olduğu gibi, câiz diyenler de oldu. Doğrusu da budur) diyor. Burada, (Kur’ân-ı kerîm öğretmek) yerine, yanlışlıkla (Kur’ân-ı kerîm okutmak) yazıldığı hâtıra gelmekdedir. Nitekim (Cevhere)nin [1301] yılı İstanbul baskısında, (Câiz değildir diyenler haklıdır) diyor. Kur’ân-ı kerîm öğretmek ile Kur’ân-ı kerîm okumağı karışdırmamak lâzım olduğunu, şeyh-ül-islâm Hayreddîn-i Remlî açıklamakda ve (Kur’ân-ı kerîmi ücret ile okumak, bâtıldır, bid’atdir. Dört halîfe zemânında, hiç kimse bunu işlemedi. Kur’ân-ı kerîm öğretmeğe zarûret vardır. Mezâr başında, ücret ile Kur’ân-ı kerîm okutmak için ise zarûret yokdur) buyurmakdadır.Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler