DENİZLİNİN NABZI(84)

UKÛBÂT (Cezâlar)-8

Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! [TENBÎH: Allahü teâlânın hakkı bulunan bir günâhı işliyeni gören kimsenin, bir şâhid yanında ta’zîr yapması lâzımdır. Bir müslimâna fâsık diyen kimsenin ta’zîr edilmesi, o müslimânın hakkını korumak içindir. Bu kimse, kendini, o müslimânın hakkı olan ta’zîrden kurtarması için beyyine, ya’nî iki şâhid ile sözünü isbât etmesi lâzım olmakdadır.Bir müslimâna, yâ zânî veyâ bu ma’nâda türkce çirkin şeyler söyliyen kimse, kazf haddinden kurtulmak için, misâl göstermeden sözünün doğru olduğunu şâhid ile isbât ederse, kabûl edilir.Öğrenmesi farz veyâ vâcib olan fıkh bilgilerini öğrenmemek fıskdır. Fâsıkların şâhidliği kabûl olmadığı için, şâhidlere i’tirâz olunduğu zemân, hâkim şâhidlere fıkhdan sorar. Bilmezlerse, red olundukları gibi, ta’zîr de olunurlar. İbni Âbidîn önsözünde buyuruyor ki, (Kur’ân-ı kerîmden nemâz kılacak kadar ezberlemek farzdır. Bunu öğrendikden sonra, fıkh bilgilerinden farz-ı ayn olanları öğrenmek, Kur’ân-ı kerîmin fazlasını ezberlemekden dahâ iyidir. Çünki, Kur’ân-ı kerîmi ezberlemek, ya’nî hâfız olmak farz-ı kifâyedir. İbâdetler ve mu’âmelât için lâzım olan fıkh bilgilerini öğrenmek ise farz-ı ayndır. Halâlden, harâmdan ikiyüzbin mes’eleyi ezberlemek lâzımdır. Bunların bir kısmı farz-ı ayndır. Bir kısmı da farz-ı kifâyedir. Herkese, işine göre, lüzûmlu olanlar farz-ı ayn olur. Fekat hepsini öğrenmek, Kur’ân-ı kerîmi ezberlemekden dahâ iyidir. Tefsîr ile vakt geçirmek doğru değildir. Çünki, tefsîr ile, va’z ve kıssa öğrenilir. Fıkh okuyarak, halâli, harâmı öğrenmelidir. Allahü teâlâ (Hikmet)i övdü. Tefsîr âlimlerinin çoğu (Hikmet, fıkhdır) dedi. Bir fıkh âlimi, bin zâhidden dahâ kıymetlidir. Fıkh bilgileri, dört mezhebin âlimlerinden öğrenilir. Dört mezhebden birinde bulunmıyan fıkh bilgisi câiz değildir. Tefsîr ilminin kâ’ideleri kurulmamış, kollara ayrılmamış, sonuna varılmamışdır. Her âyetin çok tefsîri vardır. Hepsini Allahü teâlâdan başka kimse bilmez). (Hadîka)da, üçyüzyirmidördüncü sahîfeden başlıyarak buyuruyor ki, (Ehl-i sünnet i’tikâdını ve farzları, harâmları öğrenmek farzdır. Bunları öğretmek ve kendine lâzım olandan başka fıkh bilgilerini öğrenmek ve Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini ve hadîs ilmini öğrenmek farz-ı kifâyedir. Fıkh bilgileri, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden öğrenilmesi farz olan bilgilerdir. Fıkh kitâbı okuyan mukallidler, âyetden ve hadîsden hükm çıkarmak ihtiyâcından kurtulur. Farz-ı kifâye olanları bilen, yapan var iken, bunları öğrenmek müstehab olur. Bunları yapmak nâfile ibâdet olur. Yalnız, cenâze nemâzı böyle değildir. Velîsi kılınca, başkalarının tekrâr kılması câiz olmaz. Nemâz kılacak kadar Kur’ân-ı kerîm ezberliyen kimsenin, boş zemânlarında dahâ çok ezberlemesi, nâfile nemâz kılmasından dahâ çok sevâb olur. İbâdetlerinde ve günlük işlerinde lâzım olan fıkh bilgilerini öğrenmesi ise, bundan dahâ çok sevâb olur.Lüzûmundan fazla fıkh bilgilerini öğrenmek de, nâfile ibâdetlerden dahâ sevâbdır. Lüzûmundan fazla fıkh bilgisi öğrenirken, tesavvuf bilgilerini ve hakîmlerin, ya’nî Allahü teâlâya ârif olanların sözlerini ve hâl tercemelerini öğrenmesi de müstehab olur. Bunları okumak, kalbde ihlâsı artdırır. Fıkh bilgilerini, derin âlimler, âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden çıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkh kitâblarından ve fıkh âlimlerinden “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” öğrenilir).Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler