DENİZLİNİN NABZI(88)

UKÛBÂT (Cezâlar)-11

Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! İbni Âbidîn, (Redd-ül-muhtâr)ın ellibirinci sahîfesinde buyuruyor ki, (Bir işin, bir ibâdetin sahîh olması için, dört mezhebden herhangi birine uygun olması lâzımdır. Ya’nî, o işin sahîh olması için, bir mezhebde uyulması lâzım olan şartların hepsine uygun olması lâzımdır. Bir ibâdeti yaparken, şartlarından biri bir mezhebe, başka biri de başka mezhebe uygun olursa, bu ibâdet sahîh olmaz. Meselâ, deriden kan akarsa, Hanefî mezhebinde abdest bozulur. Şâfi’î mezhebinde bozulmaz. Bir erkek, yabancı kadının derisine dokununca, Şâfi’îde, ikisinin de abdesti bozulur. Hanefîde ikisinin de bozulmaz. Derisinden kan aksa ve kadına da dokunsa, her iki mezhebe göre abdesti bozulur. Bu abdest ile kıldığı nemâz sahîh olmaz. (Bunun abdesti, bir mezhebe göre sahîh olmadığı zemân, diğer mezhebe göre sahîh oluyor. Nemâzı sahîh olur) denilemez. Bu kimse, iki mezhebi (Telfîk) etmekde, karışdırmakdadır. Böyle kimseye (Müleffık) denir. Müleffıkın ibâdetinin sahîh olmıyacağı sözbirliği ile bildirilmişdir. Bir ibâdetin bir şartı bir mezhebe, başka şartı da başka mezhebe göre sahîh olursa, bu ibâdet sahîh olmaz. Abdest alırken, başının bir parçasını mesh eden kimse, köpeğe değdikden sonra nemâz kılsa, bu nemâzı sahîh olmaz. Çünki, abdesti Mâlikîye göre sahîh değildir. Köpeğe dokununca, Şâfi’îye göre üstü necs olmuşdur. Bunun gibi, tehdîd ile, zor ile yapdırılan talâk Hanefîde sahîh olur. Boşadığı kadının kız kardeşini alabilir. Şâfi’îde ise sahîh olmaz. Bu adamın, her iki mezhebe uyarak, bu kız kardeşlerin ikisi ile birlikde evli yaşaması sahîh olmaz. Bunlar da (Telfîk) olur. Fekat bir kimse, bir ibâdeti, bir işi, bir mezhebin bütün şartlarına uyarak yapıp bitirdikden sonra, bunu tekrâr yaparken veyâ başka bir ibâdeti, başka bir işi yaparken, başka mezhebin şartlarına uyarak yapması, âlimlerin çoğuna göre sahîh olur. İhtiyâc olduğu zemân yapmak ise, sözbirliği ile sahîh olur. Hattâ bir mezhebin şartlarına uyarak yapılan bir işin, bir ibâdetin bu mezhebe göre sahîh olmadığı, başka bir mezhebe göre sahîh olduğu sonradan anlaşılsa, o mezhebe göre sahîh olduğunu düşününce, o mezhebi taklîd etmiş olur. O işi sahîh olur. [Çünki o ibâdeti kurtarmak için, mezheb taklîdine ihtiyâc hâsıl olmuşdur. Menfe’ati için, zevki için, çeşidli işlerini, çeşidli mezheblere uyarak yapmak telfîk olur. Bir ibâdeti kendi mezhebine göre yapmasına mâni’ olan bir özr hâsıl olunca, bu ibâdeti başka bir mezhebi taklîd ederek yapmak lâzım olduğu, gusl abdesti bahsinde bildirilmişdi. Başka mezhebi taklîd etmesine mâni’ olan ikinci bir özr de hâsıl olsa ve bu özr kendi mezhebine uymasına mâni’ olmasa, bu ibâdeti, iki mezhebe göre de sahîh olmadığı hâlde, özr ile, ihtiyâc ile olduğu için, bu hâli telfîk olmaz. İbâdeti sahîh olur.] Başka bir mezheb taklîd edilirken, kendi mezhebinde mekrûh veyâ harâm olsa bile, o mezhebin farzlarına ve müfsidlerine uymak lâzımdır. Kendi mezhebinin harâm demesine bakılmaz). Mezhebleri telfîk eden ta’zîr olunur. (Seyf-ül-ebrâr) kitâbına bakınız![Mâlikî mezhebinde, dokuz yaşına gelmiş kızın önünden, bir sebeb olmadan akan kırmızı, sarı veyâ bulanık kana (Hayz kanı) denir. Akmağa başlayınca, hayz olur. Devâm ederse, onbeş günden azı âdet olur. Fazlası istihâda olur. Sonraki ayda, âdeti değişirse, âdetlerinden en çoğunun üç gün fazlası hayz olur. Dahâ fazlası ve onbeş günden fazlası istihâda olur. Kürsüf kuru veyâ beyâz ıslak ise, hayzın kesildiği anlaşılır. Yetmiş yaşından sonra gelen kan hayz olmaz, istihâda olur.Kan, fâsılalarla devâm ederse, kesildiği günler temiz kabûl edilir. Temizliğin asgarî müddeti onbeş gündür. Onbeş günden evvel gelen kan, istihâda olur. Böyle temizlik müddeti sonsuzdur. Kesilip, onbeş gün sonra başlarsa hayz olur. Doğumdan evvel gelen kan, hayzdır. Karın yarılarak çocuk alınınca gelen kan nifâs olmaz. Nifâsın a’zamî müddeti altmış gündür. Onbeş gün kan kesilirse, tâhir olur. Sonra gelen hayz olur.]Kinâye, îmâ ile kazf eden ta’zîr olunur. Kinâye yolu ile söğen ta’zîr olunmaz. Birinin zevcesini aldatıp, nikâhlayan kimse, boşayıncıya veyâ ölünciye kadar habs olunur. Riyâ olarak vera’ ve takvâ gösteren ta’zîr olunur.Kul hakkı bulunan ta’zîr suçları, had suçları gibi, tevbe ile afv olmazlar.Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler