DENİZLİNİN NABZI(90)

UKÛBÂT (Cezâlar)-13

Kıymetli Yeni Olay Gazetesi okuyucularım! Fuhş söyliyen kimse ta’zîr olunur. Çünki, fuhş söylemek tahrîmen mekrûhdur. (Hadîka) kitâbında, dil âfetlerinin onbirincisinde diyor ki, fuhş, çirkin söz demekdir. Haddi aşan herşeye fâhiş denir. Burada, çirkin olan işleri başkalarına açık kelimelerle anlatmak demekdir. Cimâ’ için ve abdest bozmak için kullanılan kelimeleri söylemek böyledir. Bu kelimeleri söylemek fuhşdur ve tahrîmen mekrûhdur. Çünki bunları söylemek, mürüvvete ve diyânete uygun değildir ve hayâyı, utanmayı giderir ve başkalarını gücendirir. Mürüvvet, insanlık, erkeklik demekdir. Cimâ’ı ve abdest bozmağı anlatmak lâzım olduğu zemân, açık olarak söylememeli, kinâye olarak söylemelidir. (Kinâye), birşeyi, açık ma’nâları başka olan kelimelerle anlatmakdır. Edebli olan, sâlih olan, fuhş söylemeğe mecbûr olunca, kinâye olarak söyler. Meselâ, Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, cimâ’ için dokunmak (lems) kelimesini söylemişdir. İbni Ebiddünyânın ve Ebû Nu’aymın “rahmetullahi teâlâ aleyhimâ” bildirdikleri hadîs-i şerîfde, (Fuhş söyliyenlerin Cennete girmeleri harâmdır) buyuruldu. Ya’nî, bunun azâbını çekmedikce Cennete girmezler. (Hadîka)dan terceme temâm oldu. (Berîka) kitâbında diyor ki, kalb âfetlerinin otuzaltıncısı, (Vekâhet)dir. Vekâhet, hayânın az olması demekdir. Hayâ, çirkin şey yapmakdan, ayblanmakdan çekinmekdir. Türkçede, utanmak, sıkılmak denir. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâdan hayâ ediniz!) buyuruldu. Allahü teâlâdan hayâ etmek, şehvetlerini, ya’nî nefsin isteklerini terk etmekle olur. Hayâsı olan, Allahü teâlâdan korkar. Onun, râzı olmadığı işlerden ve sözlerden kaçınır. Bir hadîs-i şerîfde, (Hayâ, îmândandır. Fuhş söylemek, cefâdandır. Îmân Cennete, cefâ Cehenneme götürür) buyuruldu. Hayâ ve îmân birlikde bulunur. Biri yok olursa, diğeri de yok olur. Kadın hayâsı, erkek hayâsından dokuz kat fazladır. Bir hadîs-i şerîfde, (Fuhş insanın lekesi, hayâ, zînetidir) buyuruldu. Hayânın en kıymetlisi, Allahü teâlâdan utanmakdır. Ondan sonra, Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” hayâdır. Dahâ sonra, insanlardan hayâ etmekdir. (Berîka)dan terceme temâm oldu. Kâfirler, müslimânların îmânlarını yok etmek için, hayâlarını yok etmeğe çalışıyorlar. Pilâjlarda, futbol oyunlarında, sporlarda avret yerlerinin, edeb yerlerinin açılmasına önderlik yapıyorlar. Fuhş sözlere seks bilgisi diyorlar. Bu açıklıklara ve seks bilgilerine ilericilik ve lüzûmlu, fâideli diyerek gençleri hayâsız yapmak istiyorlar. Gençleri aldatmak için, medenî milletlerin yapdıklarını biz de yapacağız. Çağımıza ayak uyduracağız. Gericilikden kurtulacağız diyorlar. Kâfirler teknikde ilerledikleri, madde ve kuvvet üzerinde çok şey keşf etdikleri için, kâfirlik iyidir, fâidelidir denilebilir mi? Onların ibâdetlerini, kötülüklerini biz de yapalım denilebilir mi? Bir müslimân, Allahü teâlânın yasak etdiği şeyleri, kâfirlerin yapdıklarını ileri sürerek, övemez. Bunlar fâidelidir diyemez. Harâmlar hiçbir sebeble fâideli, iyi olamaz. Kâfirlerin yapdığı şeylerden islâm dîninin yasak etmediklerini, hattâ emr etdiklerini övmek ve yapmak ise, suç olmaz. Fen bilgileri, ağır sanâyı’ böyledir. Kâfirlere medenî etiketini koyduran da bu sâhadaki başarılarıdır. Müslimân, kâfirlerin bu başarılarını över. İslâm düşmanı ise, bu başarıları ileri sürerek, onların küfrlerini, ibâdetlerini, ahlâksızlıklarını ve islâmiyyetin yasak etdiği zararlı, kötü şeylerini över. Allahü teâlâ, din yolunda çalışanlara ve din bilgilerini, ma’rifetlerini, kerâmetleri, hârikaları öğretenlere râhat, huzûr veriyor. Dünyâ bilgilerinde, fende çalışanlara da aradıklarını veriyor. Kâfir milletler, yalnız fen bilgileri üzerinde çalışıyorlar. İslâm dînini insâf ile, temiz bir vicdân ile incelemiyorlar. Bunun için, fende ilerliyor, büyük endüstri kuruyorlar.Fekat, küfr pisliğinden, harâm ve kötü işlerinin zararlarından kurtulamıyorlar. Râhata, huzûra ve se’âdete kavuşamıyorlar. Fende ilerledikleri hâlde, râhat yaşıyamıyorlar. Çünki, küfrden ve harâm işlemekden, hep zarar, hep ziyân, hep fenâlık hâsıl olur. Sonu hep felâket olur. Îmândan, ibâdetlerden ve güzel ahlâkdan ise, dâimâ iyilik, râhatlık hâsıl olur. Fende ilerlediklerini ileri sürerek, kâfirlerin küfrlerini, islâmiyyete uymıyan işlerini övmek, câhillik ve şaşkınlıkdır. Müslimânlar, onlar gibi, fen bilgilerinde de çalışmağa, onlar gibi büyük fabrikalar kurmağa özenmelidir. Çünki, islâmiyyet bunu emr etmekdedir. İslâmiyyet, hem fen bilgilerinde çalışmağı, hem de güzel ahlâklı olmağı, herkese iyilik yapmağı emr etmekdedir. Müslimânlar, kâfirlerin, münâfıkların çıplak gezmelerini ve seks bilgisi adı altında fuhş söylemelerini fâideli zan etmemelidir. Bunları övmenin, müslimânların hayâlarını, îmânlarını çalmak için bir tuzak olduğunu bilmelidir. Bir işin, bir sözün fâideli veyâ zararlı olduğunu anlamak için, kâfirlerin yapıp yapmadıklarına değil, dînimizin emr veyâ yasak etdiğine bakmalıdır.Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler