ESKİYEN BAYRAMLAR MI BİZ Mİ?

Hemen hepiniz büyüklerinizden; “Ahhh! Nerede o eski bayramlar...” cümlesini defalarca duymuşsunuzdur. Kim bilir belki de bu satırları okuyan sizler çocuklarınıza, torunlarınıza bu cümleyi söylemeye başladınız bile. Öyleyse ihtiyarlamaya başladınız haberiniz ola. Ben de sizlere yeni bir bayram öncesi eski bayramlardan hatırımda kalanları yazayım istedim.

Bayramdan birkaç gün önce bayram alış-verişine çıkılırdı. Kaleiçi bir kalabalık bir kalabalık... “İğne atsan yere düşmez” derler ya işte öyle. Anneler, babalar, isteği yerine gelmediği için ağlayan çocuklar... O kalabalıkta bütçesine uygun bir şeyler bulup çocuklarını sevindirenler her alış-verişin ardından biraz daha dinlenmiş olarak bir başka satıcının yanında alırdı soluğu. Çocukların ardından büyükler kendilerine sıra geldiğinden olsa gerek bayramlık bir şeyler bulma telâşını yaşarlardı. Sıra sebze-meyve alış-verişine geldiğinde Kaleiçinin manavlar bölümü neredeyse baştan sona gezilirdi. Alış-veriş için en ucuz satıcılar tespit edilir, alış-veriş sonra başlardı. Burada yine çocuklar devrededir. “Anne! Kiraz da alalım. Bak, bak! Ben şundan almak istiyorum… Şeker de alacağız değil mi?...” Son olarak şekercinin yolu tutulurdu. Alınan misafir şekerleri ve kolonyanın ardından yol paraları kaldıysa araba ile kalmadıysa yaya olarak eve dönülürdü. Sıra evde bekleyenlerdedir artık. Herkes kendisi için alınanları aramaktadır. Açılan her paket ayrı bir sevinçtir. Sıranın kendisine gelmesini bekleyen büyükler eski bayramları anlatarak adeta o günleri yeniden yaşarlardı. Aldıkları hediye paketlerini; “Gerek yoktu. Ben daha geçen bayram aldıklarınızı giyemedim...” gibi sözlerle ama gözlerinin içi gülerek kabul ederlerdi... 

Akşamdan banyolar yapılır, tırnaklar kesilir, alınan giysiler denenirdi. Daha uzun süre giyilebilmesi için genellikle vücuda büyük alınan giysilerin kol ve bacakları kıvrılır, ütülenirdi. Yatağın başucuna büyük bir özenle yerleştirilir, genellikle erkenden yatılırdı. Ama uyumak ne mümkün... 

İmamının sala sesi uyanmak için yeterlidir. Abdestler alınır, bayramlıklar büyük bir özenle giyilirdi. Sonra… Ver elini cami. Çocuklar elbise ve ayakkabılarına bakarak çoktaaan bayram sevincini yaşamaya başlamıştır... 

Bayram namazı sonrasında herkes camin önüne sıralanır, bayramlaşma faslı başlardı. Hep gülen gözler, gülümseyen gözler... Eve dönüşte ailecek yapılan kahvaltının ardından çocuklar bayram harçlıkları için sıraya geçerlerdi. Önceden hazırlanmış harçlığı alan büyük bir sevinçle sokağa fırlarken büyükler de misafirlerini beklemeye koyulurdu.... Eve her girip çıkan ayrı bir sevinç kaynağıdır artık... 

Sizin anlayacağınız bayramlar kimileri için insanlardan kaçış, kimileri için tatil günleri değildi. Büyüklerin büyük, küçüklerin çocuk olduklarını hatırladıkları günlerdi. Uzaklardakilerin baba ocağına döndüğü, küslerin barıştığı güzel günlerdi. Şimdikiler mi?.. Bilmem. Zaman değişiyor.

Ahmet AYKOL
 

YORUMLAR

Son Haberler