Gerçek Hayat

Kişi bu dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe döner. Hepimiz için bir dünya vardır. İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürürler. Biz hep yalan dünya der dururuz. Unutmayalım ki yaratılan her şey imtihan için gönderilmiştir. Bizim görevimiz bize verilen kulluk görevimizi layığı ile yerine getirmektir. Yoksa kendimizi yalan dünya diye diye kandırmış oluruz. Ama dünya bir gerçek, aynı zamanda öbür alemin bekleme odasıdır.

Dünyaya geldik ama çoğumuz inançlarımız doğrultusunda yetişmiyoruz. Sözlü olarak doğrulukta, dürüstlükte, mangalda kül bırakmıyoruz. Uygulamada hiçbir şey yapmıyoruz. “Benim kalbim temiz, Bu benim Allah ile aramda olan bir şey, ben istediğim gibi yaşarım.” Gibi aldatıcı sözler dolaşıyor ortalıkta. Her türlü yanlışı yapacaksın, sonra tövbe edeceksin, her şey yoluna girecek. Öyle değil dostlarım; önce kulluk görevini yerine getireceksin, Allah(cc)’ın sevmediğini yapmayacaksın, rıza kazanmak için çaba harcayacaksın, sonra ümitle korku arasında yaşamını doğrulukla, dürüstlükle, hoşgörüyle, yumuşak kalplilikle süsleyeceksin, hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için çalışacaksın. Gerçek dünya da ki görevlerimizi saymakla bitiremeyiz. Ama görevlerimizi yerine getirmek asli görevimizdir.

 Lokman Hekim ne güzel söylemiş; “Oğulcağızım, dünya, derin bir deryadır. Çok kimseler burada boğulmuştur. Bu deryada boğulmaktan kurtulmak için senin gemin takva, yatağın iman, yelkenin Allah’a tevekkül olsun ki, batmaktan kurtulabilesin. Yoksa kurtuluş zordur.”

Hepimiz insanlığın kötüye gittiğini kabul ederiz de; hiçbirimiz kendimizin kötüye gittiğimizi kabul etmeyiz. Bilmeliyiz ki, yüreğimiz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya bizim için dönmesini durdurmuyor. Dünya için çalışmak kolay, ama dünyadan kurtulmak zordur. Allah(cc); “her nefis ölümü tadacaktır” buyuruyor.  İnsanlığın zor durumda olduğunu biliyoruz, yardım etmiyoruz(Allah versin deyip geçiyoruz), zekât vermiyoruz. Oruç zamanı oruç tutmuyoruz(sokaklarda görüyoruz), ondan sonra iyilik timsali olup çıkıyoruz. Ona bakarsak Müslüman olmayan birçok iyi insan var. 

Dünyayı yaşanılmaz hale getirmeye çalışıyoruz. Kimin nerde sıkıntı çektiği önemli değil, biz yaşayalım gerisi önemli değil. Kendi insanımız tarafından bir defa aldatıldık mı, gerçekten bile şüphe duyarız. Ne diyeyim herkesin bakamadığı pencereden bakamıyoruz bu dünyaya. Herkes ne yapıyorsa, bizde arkasından gidiyoruz. Gerçek ortaya çıkınca hatayı kendimizde değil, başkalarında buluyoruz. 

Biz dünya gibiyizdir. İçimizde yüzlerce fırtına eser ama hepimiz kendi yaşadığımızı biliriz. Dünyayı ahirete götüremeyeceğimize göre, öyle yaşayalım ki, dünya bizi ahirete götürsün der büyüklerimiz..

Dünyayı bizden istendiği gibi anlamaya çalışalım, dünya durdukça, bir karanlık, bir de aydınlık yüzü olmaya devam edecektir. İrademizi doğru kullandığımız müddetçe kazanırız, yoksa kaybederiz. 

Huzurda kaybedenlerden olmamak için çok ama çok çalışmamız gerektiğini unutmayalım.

 

Allah ım bizi rızasını kazananlardan eylesin….

Salih KOCABAŞ

YORUMLAR

Son Haberler