Heykel rezaleti

Musul ve Kerkük görüşmeleri İngiliz oyuncağı Şeyh Sait tarafından 1925 yılında Güneydoğuda silahlı bir isyan tarafından başlatılır. İsyan bastırılır kendisi asılır. Yıllar sonra birkaç gün önce bu herifin heykeli Diyarbakır’da asıldığı yere dikilir.

Ne acıdır ki günümüz de hain ve kalleşler ders almak bir yana, taleplerine peyderpey kavuşmuş; tavizkar ve işbirlikçiler Türkiye’nin kardeşlik bağlarını ve toprak bütünlüğünü bozma teşebbüsünde bulunmuşlar,.  Kanlı geçmişinin semeresini toplamaya başlamışlardır.

Bir kaç gün önce 15 Ağustos 1984 de Eruh’da ki hainlerin ilk silahlı baskınında ilk Türk askerini şehit eden ve sonradan kendisi de vurularak öldürülen kanı bozuğunun heykeli Diyarbakır Lice ‘de bulunan leşler mezarlığına dikilmiştir.

Bu alçak ve namussuz girişim ve meydan okuma şehitlerimizin kemiklerini sızlatmakla kalmamış; Türkiye’nin milli, manevi ve tarihi haklarına çok açık, çok net, çok kirli bir saldırı haline dönüşmüştür.

Artık PKK’lılara sözde şehitliklerin kurulduğu, katillerin heykelinin dikildiği, ihanete övgülerin düzüldüğü, çözülme ve bölünme yandaş yardakçıların onay ve teşvik gördüğü bir Türkiye tablosu karşımızdadır. Böylesi bir yenilgi ve rezilliği vicdan sahibi; insaflı, inançlı, iddialı ve ilkeli hayat süren hiçbir Türkiye Kamu Çalışanları üyesi kabullenmeyecek ve sonuna kadar direnecektir.

Tabelalardan TC’yi silen, Türklüğü kazıyan, milliyetçiliği ayaklar altına alan zihniyet ve şer takımı; PKK’ya düğün bayram yaptırarak Türk milletini içten içe çürütmektedir. Kaybeden Türkiye’dir; mağlup olan, ezilen, eziyet gören ve etnik kümelere haince dağıtılmak üzere olan necip Türk milletidir”.  Türk ve Türkiye düşmanlarıyla emel ve hedef birliği yapanların yanına kar kalmayacaktır.

Türkiyelilik zırvalarıyla bölücü kesimlerin, odakların gönlünü okşayan, yüreğine su serpen ve hepsine birden açık çek verenlere karşı herkes suskun kalsa da Kamu Çalışanları asla susmayacaktır. 

Türk Ordusuna, Türk askerine karşı ilk eşkıya saldırısını başlatan PKK’nın sözde komutanının heykelini dikenler döktükleri kanların hesabını vermeden, buna görmezden gelerek ses çıkarmayanların ise bu işbirliğinin karşılığı olan muameleyi Türk Milletinden görmeden “ Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e rahat uyku haram olmak bir yana zehir zıkkım olacaktır”.

Bu güne kadar Türk Milliyetçilerinin Türk Milleti ve devletine yönelik ifade ettiği tüm tehdit tehdit ve tehlikeleri vehim, komplo teorisi ve senaryo olarak değerlendiren işbirlikçi sözde yazar, sözde sanatçı, sözde akademisyen ve siyasetçilerin Türk vatanının bölünmesine verdikleri bu desteğin sonuçlarına katlanmaktan başka bir seçeneği olmayacaktır.”   

Ahmet AYKOL

YORUMLAR

Son Haberler