HÜRRİYETİN BEDELİ

Kuzey Kıbrıs için bakın 1974’te neleri göze almıştık? Belki da hatırla da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin önemini aklımızdan çıkarmayız...

Kıbrıs Türk halkına 1964 yılına kadar sürekli bir yıldırma ve asimle politikası uygulayan Rumlar 1964 yılından itibaren ise resmen katliamlara başladılar. Kıbrıs Türkünü 11 yıl sürecek insanlık dışı bir kuşatma altına aldılar. Bütün bu gerçekleri kendisi itiraf eden BM ne yazık ki Kıbrıs Türk Halkına hakkını teslim etmeyi bir kenara bırakın tarafsızlığını bile koruyamamıştır... 

50 kişilik meclisin 35’i Rum, 15’i Türk’tü. Rumlar anayasaya aykırı olmasına rağmen bu milletvekilleri olmadan kendi başlarına kararlar almaya başladılar. Bunu üzerine Dr. Fazıl Küçük’ün girişimleriyle Kıbrıs Türk kesimi kendi meclisini kurarak ilk resmi gazetesini 24 Temmuz 1965 tarihinde çıkardı. Bu aynı zamanda Kıbrıs’ın resmen ikiye bölündüğünün belgesi oluyordu... 

15 Kasım 1967 ‘de Grivas liderliğindeki Rum-Yunan ordusu Geçitkale ve Boğaziçi köylerine saldırır. BM askerlerinin gözleri önünde 28 kişiyi öldürürler. Yaşlı bir ihtiyarı üzerine benzin dökerek yakan katiller bütün Türk köylerini yağmalarlar. Türkiye’nin teyakkuza geçmesi ve Türk donanmasının Kıbrıs’a harekete etmesi üzerine Rum tarafı geri adım atmak zorunda kalır... 

Yunan desteği ile her geçen gün baskı ve zulümlerini artıran Rumlar, Rum lideri Makarios kendisine bağlı kişilerden yedek bir polis birliği oluşturur. Fakat olaylar zamanla öyle bir hâl alır ki bu etnik kıyımın baş sorumlularından birisi olan Makarios bile vicdan azabı duymaya başlar. Bunun bir neticesi olarak Yunanistan cumhurbaşkanı Fedon Gizkis’e bir mektup yazar. Bu mektupta Kıbrıs’ta Yunanistan’a bağlı olarak çalışan Eoka-B birliklerinin yaptığı katliamları açık açık itiraf eder. Asıl şikayet konusu ise bu birliklerin Rumlara karşı da suç işledikleri olmuştur. Bunun üzerine Yunanistan Makarios’un Kıbrıs’ı kendilerine bağlamak istemediği kanaatini edindiğinden tarihte Nikos Samson darbesi olarak bilinen olaya çanak tutar. Samson, Makarios’un sarayını topa tutar. Makarios adayı terketmek zorunda kalır. İktidarı darbe ile ele geçiren namı değer “Türk Kasabı” Samson adadaki Türk katliamını hızlandırıp bir an önce Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama planını uygulamaya koyar...

Türkiye ise gelişmeleri yakından izlemekle yetinmektedir. Ancak biraz daha beklemesi durumunda Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanacağını öğrenince hazırlıklara başlar. İlk olarak bu askeri harekatın diğer garantör devlet olan İngiltere ile birlikte yapılması için devrin başbakanı Bülent Ecevit 16 Temmuz 1974’te İngiltere’ye gider. İngiliz başbakanı Wilson olumsuz yanıt verir. Son olarak İngiltere’den daha az kan dökülmesi için üst bölgelerini kullanma izni istenir. Ne yazık ki İngiltere bu teklife de olumsuz yanıt verir. Bunun üzerine 20 Temmuz 1974 sabahı Girne bölgesinden adaya asker çıkarır. Hava kuvvetlerimiz de Boğaz ve Ortaköy bölgelerine indirme harekatını başlatır. Bu arada Rumlar katliamlara hız verirler. Olaylara yıllardır kayıtsız kalan BM acilen toplanarak adadaki yabancı askerlerin çekilmesini ister. Aynı çağrı 22 Temmuzda bir kez daha yenilenir. Bu ikinci çağrıya uyan Türkiye ateşkes ilân ederek askerlerini adadan çekeceğini duyurur. Kıbrıs Türk’ü yıllardır çektiği acılardan nihayet kurtulmuştur... 

Kuzey Kıbrıs’ın bize nelere mâl olduğu ortada. Satılık zanneden, KKTC’yi “Çadır Devleti” ilan edenler, Doğu Akdeniz’i babasının malı gibi kullanacağını zanneden bir kısım zevat haddini bilmeli. Bilmezse 20 Temmuz 1974’te başlarına ne geldiyse aynısının geleceğinden hiç kuşkuları olmasın… Nice bağımsız yıllara KKTC…

Ahmet AYKOL

 

YORUMLAR

Son Haberler