KUR’ÂN-I KERÎM OKUMAK 

Abdüllah ibni Abbâs hazretleri, hatm okuyan kimsenin yanında adamını bulundururdu. Hatm biteceği zemânı işitince, kendi de hâzır olurdu. Enes bin Mâlik hazretleri, hatm etdiği zemân, çoluk çocuğunu toplayıp düâ yapardı. Hatm bitince, ikincisine başlamak müstehabdır. Hadîs-i şerîfde, (İbâdetlerin en iyisi, hatm okuyup, bitince yenisine başlamakdır) buyuruldu). (Hazînet-ül-esrâr)daki hadîs-i şerîflerde, (Kur’ân-ı kerîmi hatm eden kimseye altmışbin melek hayr düâ eder) ve (Hatm düâsı yapılan yerde bulunan, ganîmet dağılırken bulunan kimse gibidir. Hatme başlanan yerde bulunan, cihâd eden kimse gibidir. İkisinde de bulunan, iki sevâba da kavuşur ve şeytânı rezîl eder) buyuruldu. Sa’d ibni Ebî Vakkâs buyurdu ki, (Bir kimse, gündüz hatm okursa, melekler ona akşama kadar düâ eder. Gece okunursa, sabâha kadar düâ ederler).(Künûz-üd-dekâık)da yazılı, Deylemînin bildirdiği hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîmi tecvîde uygun okuyana şehîd sevâbı verilir) buyuruldu.Görülüyor ki, her âyetini okumağa ayrı sevâblar vardır. Kur’ân-ı kerîmin hepsini hatm edene verilen sevâb, dahâ çokdur. Nemâz kılmak, oruc tutmak ve Kur’ân-ı kerîm okumak ve zikr etmek, yalnız bedenle yapılan ibâdet oldukları için bunları herkesin kendisi yapması lâzımdır. Başkasını vekîl edip yapdırmak câiz değildir. Bunun için (Behcet-ül-fetâvâ)da diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmi Fâtihadan başlayıp Fil sûresine veyâ İhlâs sûresine kadar okuyup, sonra olan birkaç sûreyi başkasına emr edip okutsa, o da birinciye vekîl olarak kalan sûreleri okursa, Kur’ân-ı kerîmi başından beri okumuş olan, (Hatm) okumuş olmaz. Bunlardan birisini dinleyen kimseler, hatm dinlemiş olmazlar. Hiçbiri hatm sevâbına kavuşamazlar). Okumuş olanlar, sevâbını, meyyitlerin rûhlarına ayrı ayrı hediyye etseler veyâ birisi, hepsi için hediyye etse, ya’nî hatm düâsı yapsa, okuyanlar da (Âmîn) deseler, âyetlerin sevâblarının toplamı, meyyitlere de verilir. Fekat, hatm için va’d olunan sevâba kavuşamazlar. Bir hatmi, yalnız bir kişinin okuması ve sevâbını, bunun bağışlaması lâzımdır. Meyyit için, çeşidli kimselerin sessiz olarak çeşidli cüz’ler okuyup, Kur’ân-ı kerîmi hatm etmeleri ve herbirinin okuduğunun sevâbını ölünün rûhuna göndermeleri veyâ birinin hepsi için hediyye etmesi, ya’nî hatm düâsını yapması, okuyanların da (Âmîn) demeleri câiz olur ve çok fâideli olur. Fekat, bu sûretle hatm sevâbı hâsıl olmaz. Hatmi bir kişinin okuması veyâ bir kişi, evvelce okumuş olduğu hatmin sevâbını hediyye etmesi lâzımdır. Secde âyetini okumak da böyledir. (Dürr-ül-muhtâr) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki, (Birkaç kişiden herbiri, secde âyetinden birer kelime okusalar, bunu işitenlere tilâvet secdesi yapmak lâzım olmaz. Çünki, secde âyetini bir kişi okuyunca, bunu işitenlerin secde yapması vâcib olur). Çeşidli kimselerin okudukları kelimeler toplanarak, bir kişi bütün âyeti okumuş gibi yapılamaz. Çünki, Kur’ân-ı kerîm okumak için, kimse başkası yerine vekîl yapılamaz.(Hülâsat-ül-fetâvâ) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmin hatmi sonunda, ayrıca üç İhlâs okumağı, Irâk âlimleri iyi bulmamışlardır).İbni Âbidîn buyuruyor ki, (Mevtâ, Cum’a günü kabrini ziyâret edeni tanır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” her sene Uhud dağındaki şehîdleri ziyâret edip, (Esselâmü aleyküm bi-mâ sabertüm fe-ni’me ukbeddâr) okurdu. Hâcılar burasını perşembe, sabâh erken ziyâret edip, öğle nemâzını (Mescid-i Nebî)de kılmalıdırlar. Uzak kabrleri ziyâretin mendûb olduğu buradan anlaşılmakdadır. Halîl-ür-rahmân, seyyid Ahmed-i Bedevî gibi Evliyâ bunun için ziyâret edilmekdedir. İmâm-ı Gazâlî diyor ki, hadîs-i şerîfde, (Üç mescidden başka mescidlere ziyâret için gidilmez) buyuruldu. Çünki, başka mescidlerin fazîletleri birbiri gibidir. Fekat, Evliyânın Allahü teâlâya kurbları hep bir değildir. Ziyâret edenler, herbirinden başka başka fâidelere kavuşurlar. İbni Hacer fetvâlarında, günâh işliyenler bulunsa da, (Kurbet)leri terk etmemeli, gitmeli, bid’at işliyenler görülürse, onlara mâni’ olmalıdır buyurdu. Cenâzede bulunmak da böyledir).Devam edecek.

YORUMLAR

Son Haberler