“MIŞ” GİBİ…

Eskiden öğrencilerin karneleri büyük merak uyandırırdı. Çünkü karnedeki notları öğretmenler hariç kimse bilmezdi. Günümüzde durum tamamen değişti. Öğrenciler hakkındaki hemen herşey elektronik ortamlarda saklandığından olsa gerek artık sürprize izin yok. Öğrenciler de veliler de karnelerindeki notları biliyor. Bütün mesele karnelere iliştirilecek takdir veya teşekkür belgelerini merak ediyor “mış gibi” beklemekte. Hatta bazılarımız işi tamamen sosyal medya boyutunda düşündüğünden olsa gerek çocuğundan önce karnesine koşup bir kare resmini çekme sıkıntısı yaşıyor. Buna da bir çare bulduk mu çocuğumuzun eğitim-öğretimi ile ilgili hiçbir problemimiz kalmayacak!

Elbette biraz da kara mizah ile ifade ettiğimiz bu durum karşımızda realite olarak durmakla birlikte beraberinde birçok sakıncaları da barındırıyor.  Hemen her aile çocuklarının karnesinde yüksek notların olmasını ister. Mesele tersi bir durumla karşılaştığımızda takınacağımız tavırda. Başarılı karnelere abartılı sevinç gösterileri ve abartılı hediyeler, içerisinde kırık not olan karnelere aşırı kızgınlık tepkileri yavrularımız üzerinde olumsuz sonuçlara neden olabiliyor. Çocuk kendisinin değil de başarı ya da başarısızlığının anne-babası için daha önemli olduğu kanısına kapıldığında ruhunda derin yaralar açılabilir. Başarılı olamayan çocukları cezalandırmak özellikle de bedensel cezalar vermek büyük bir hata. Karne sonrasının aile içerinde sağlıklı değerlendirilememesi sonucu bütün uyarılara rağmen hemen her yıl üzücü olaylarla karşılaşabiliyoruz. Evden kaçan, yaşamına son vermeyi düşünen çocuk haberleri almak istemiyorsak anne-baba olarak öncelikle öfkemize hakim olmayı öğrenmemiz gerekiyor. ''Bu başarısızlık senin eserin'', “Sen zaten tembelin tekisin”,  gibi yargılamalarda bulunmak, ''Senin yerinde olsam insan içine çıkmaz sürekli ders çalışırdım'' gibi telkinler, ''Bu zayıflar düzelmezse seni mahvederim'' gibi tehditlerin yarardan çok zarar verdiği apaçık ortadadır. 

Bir eğitimci olarak size ilk tavsiyem öncelikle soğukkanlılığınızı korumanız. Mümkünse çocuğunuzun beklemediği bir davranış sergileyip hoşgörülü davranın. Çocuğunuzun özgüvenini zedeleyici şiddet, hakaret vb. olumsuz tutum ve davranışlardan kesinlikle uzak durun. Unutmayalım ki bir anlamda o karne bizim de karnemiz. O halde problemimiz ortak. Bu anlayıştan hareketle bir-iki günlük dinlenmenin ardından çocuğumuzu karşımıza alarak biz neleri eksik yaptık? Öğrencimizin hataları neydi? Başarılı olmak için nerede hata yaptık? Sorularına cevap arayıp hem kendimizin hem de çocuğumuzun kendi gerçekleriyle yüzleşmesini sağlanmalıyız. Ardından veli olarak kendi özeleştirimizi yapmalı, eksikliklerimizi açık yüreklilikle ortaya koymalıyız. Bunun yanında çocuğun gelişim dönemi özellikleri, ruhsal yapısı, öğrencinin ilgi ve yetenekleri göz önünde bulundurularak, çocukla birlikte ortak bir plan yapmalıyız. Amacımız çocuğumuzun eksikliklerini gidermek olduğuna göre bu yılın değerlendirme karnesini bir fırsat olarak görüp, önümüzdeki dönem telafi etmenin yollarını aramalıyız. Zararın neresinden dönülürse kardır.

Aklımızdan çıkarmamız gereken bir başka gerçekte başarı ya da başarısızlık ölçüleridir. Kaç tanemiz çocuğumuzun karnesini aldığında ilk önce davranış notlarına bakıyor? Hangimiz yetenek derslerinin notları ile ilgileniyor? Varsa yoksa dört bilemedin beş ders. Bu beş ders notu ile çocuklarımızı yargılamak ne derece sağlıklı acaba? İsterseniz bir veli olarak öncelikle hepimiz bu sorulara dürüstçe cevap verip sonra çocuklarımızı yargılayalım. Unutmayalım ki öncelikle anne-babayız. Asıl göreviniz de çocuklarımızı kendi yetenekleri doğrultusunda toplumun onurlu bir bireyi olarak yetiştirmek. Bunu başarabilirsek geleceğimiz teminat altındadır. Daha mutlu bir nesle kavuşmak dilek ve temennilerimizle iyi tatiller sevgili çocuklar ve değerli meslektaşlarım…

AHMET AYKOL

 

YORUMLAR

Son Haberler