MÜSLÜMANLARIN SEVDİKLERİ ÖNCELİK

İnsanın sevgi önceliği, değer yargılarına göre sıralanır. En çok önemsenen ve değer verilen her ne ise, en çok sevilen de odur. Bir Müslümanın sevdikleri önem ve öncelik sırasına göre şöyledir:
a) Allah sevgisi
b) Peygamber sevgisi
c) Ebeveyn sevgisi
d) Eş sevgisi
e) Evlat sevgisi
f) Arkadaş ve dost sevgisi
g) Müslüman kardeşlere sevgi,
h) Meşru ve güzel görüntülere olan ilgi alaka.
İçindeki sevgi sistemini düzenli çalıştıranlar, sevmeyi beceren ve sevilmeyi hak eden kimselerdir. Bu sevgi kaynaklarından birini diğerine tercih etmek söz konusu değildir. Her birinin yeri, değeri ve insanın her birine olan ihtiyacı farklıdır.
a) Allah Sevgisi: İnsan Rabbini varlık sebebi olduğu için sever, sevmelidir. Allah'ın güzel isimlerinden biri de el-Vedud'dur. O, çok sever ve çok sevilir. Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)'e Habibim (Sevgilim) demiştir. En değerli ve en Yüce olan Allah, Müslümanın sevgi önceliğinde de ilk sırada yer alır.
b) Peygamber Sevgisi: Müslüman, Peygamberini en büyük lideri ve rehberi olduğu için sever. Allah'ın Habibi (Sevgilisi) olan bir zat kullarının da sevgilisi olmalıdır. Peygamber, ümmeti için kendi nefsinden daha önceliklidir. (Bkz. 33/6) Arkadaşları (ashabı) ve daha sonra gelen Müslümanlar onu herkesten çok sevmişlerdir. Müslümanlar, Peygamberine olan sevgisini, sünnetine tabi olarak ve ona sık sık salâvat getirerek izhar ederler.
c) Anne-Baba Sevgisi: Anne ile evlat arasında rahmanî bir bağ vardır. Anne evladını şartsız ve karşılıksız sever. Anne evlat sevgisinin bir açıklaması yoktur. Evladıdır sever, o kadar. Çünkü çocuk annenin, sadece bünyesinin değil yüreğinin de bir parçasıdır.
Analık duygusunda, ilahi vasıflar vardır. Anne, bir mürebbi ( terbiye edici) olarak çocuğunu eğitir. Mürebbi kelimesi, Rab kelimesi ile aynı kökten türemiştir.
Güçsüz ve çaresiz bir çocuk için annenin sevgi dolu kucağı güvenli bir sığınak, güç ve cesareti öğreten baba sevgisi ise sağlam bir dayanaktır. Allah'ın, eseri olması hasebiyle kulunu sevmesi anne sevgisi gibi şartsız, kulunun amelini sevmesi hakkaniyet gereği baba sevgisi gibi şartlıdır.
d) Eşler Arası Sevgi: Eşler arasındaki sadece iki kişiye özel sevgi; huzur, sükûn ve mutluluk kaynağı olması bakımından Yüce Yaratıcının varlığının bir delilidir. (Bkz. 30/Rum, 30) Eş sevgisi, nefsanî arzu değildir. Nefsanî arzu, Allah'ın neslin çoğalması için yarattığı fıtri bir duygudur. Eş sevgisi, eşlerin, anı, mekânı ve hayatı paylaşırken hâsıl olan ferahlıktır ve romantizmdir. Eşten başka hiç kimsenin eş sevgisine olan ihtiyacı karşılaması mümkün değildir. Bir bütünün iki eşit parçası gibi olan eşleri ancak samimi bir sevgi bütünleştirebilir ve sevgiyle bütünleşen hayat gerçek anlamına kavuşur, gözümüz ve gönlümüz helalinden doyuma ulaşır.
e) Evlat Sevgisi: Sevgi, vererek mutlu olmaksa eğer (şefkat), bunun en somut örneği evlat sevgisinde ortaya çıkar. Evladımıza kanımızı, malımızı, emeğimizi ve geleceğimizi veririz. Başkalarına verirken acıtan verme duygusu, evlada verirken mutluluğa dönüşür. Onlar bize insan düzleminde büyük olmamıza ve ilahi bir meslek olan mürebbiliği (terbiye edicilik) ifa etmemize imkân verirler. Onları dünyaya biz davet ediyoruz. Biz, doğumlarından sonra onların isimlerini yaşatıyoruz, onlarsa ölümümüzden sonra bizim ismimizi yaşatıyorlar. Ölümsüzleşenler ya da ölümsüz eserler bırakanlar, hamuruna sevgi mayası katılarak yoğrulan çocuklar arasından çıkıyor. Onların sevgisi, bizim umutlarımızı besliyor, bizim sevgimiz ise onların güç ve yeteneklerini.
f) Arkadaş ve Dost Sevgisi: Dostlarımız da sosyal çevremizin doğal ve zaruri unsurlarıdır. Dostlarını göz ardı etmiş olanın asosyal hayatı ne kadar mutlu ve renkli olabilir ki? Dostlarımızın sevgi ve desteğiyle motive oluruz. Başarılarımız, dostlarımızın destek ve takdirleriyle taçlanır. Dostlarımızla neşemize neşe katar, üzüntülerimizi hafifletiriz. Dostlarımızın sevgisi güven, tecrübesi rehber, sohbeti gıda, ikazı ilaç hükmündedir.
Şair şöyle diyor:
Âlemde çünmehabbet imiş akreb-neseb
İhvâna bundan gayrı olur mu acebneseb
(Âlemde en yakın bağ muhabbet bağı imiş /Dostlar için bundan başka nesebe ne gerek var.)
g) Müslüman Kardeşlere Sevgi: Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümanlar birbirini Allah için severle, dinî ve ahlakî bir gerekçe olmadığı sürece birbirlerine buğz etmezler. Zira Müslümanlar arasında inanç, ibadet değer yargıları, idealar vd. birçok ortak değer vardır. Ümmet-i Muhammedi, birbirine karşılıksız sevgi ile bağlanmış mü'minler topluluğu teşkil eder. Birbirini Allah için sevenleri Allah da sever ve günahlarını bağışlar.
h) Meşru ve Güzel Olana İlgi ve Alaka: Sevmek, fıtri bir duygudur, insanın tabiatında, gözü ve gönlü okşayan güzel görüntülere karşı daima bir ilgi ve alaka vardır. İnsanlar oksijen deposu yeşil ormanları, deniz ve göl manzaralı yerleri seveler. İnsanın içinde küçük bir çocuklara hatta hayvan yavrularına şefkatle karışık bir sevgi oluşur. İki farklı cins (kadın-erkek) arasında sevginin, meşru ölçüler dâhilinde kalması İslâm ahlakının esasıdır.
Sevgiyle insan, değerli olduğunu hisseder. Hayat, sevgiyle anlam kazanır. Sevgi, hayatın itici gücüdür. Sevgi, kişinin hayata bakışını, hayat tarzını ve kişilik yapısını etkiler ve geleceğine yön verir. Bu bakımdan yukarıda maddeler halinde sıraladığımız sevgi önceliği büyük bir önemi haizdir. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

  METİN ALKAN

    

 

YORUMLAR

Son Haberler