NASIL BİR NESİL…

Yunus Emre, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli en önde, Mete Han, Alparslan, Fatih, Gazi Paşa hemen arkada, Kürşad ve Kırk Çerisi, Malazgirt Ovasının Yiğit Erleri, Ulubatlı Hasan, Kara Fatma, Nene Hatun, Sütçü İmam, Hasan Tahsin bir sonraki safta yürüsek… Yürüsek… Yürüsek… Kutlu dileğe, kızıl elmaya yürüsek koca bir ömür… Dünya menfaatlerini elimizin tersiyle itip, dünü; gönlü kof kütüklere, günü; günün adamlarına bırakıp yarına yürüsek… Makam-mevkie tebessüm edip, sarayları, yatları, katları gönülde kurup, ecdadın emanetlerine dört elle sarılıp yürüsek kutlu dileğe… 

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür, cüzdanı hür nesiller yetiştirmek olsa yegâne kaygımız. Maddiyatı amaç değil, kutlu dileğe giden araç olarak gören nesiller yetiştirsek boy boy. Hırsızlıktan, arsızlıktan, yolsuzluktan hayâ eden nesiller. Devlet malında tüyü bitmemiş yetimin hakkı olduğuna katıksız iman etmiş nesiller. Fırat kenarında kaybolan koyundan kendisini sorumlu tutan nesiller. Tencerede yetim torunlarına taş kaynatan yaşlı kadının bedduaları duyunca beddualardan ders alıp bedduayı, hayır duaya dönüştürmeyi marifet sayan nesiller…

Milliyetin kader, inancın insan aklına bırakılmış bir seçim (Seyyid Ahmet Arvasi) olduğunun farkında nesiller. Yaşadığı gibi inanan değil, inandığı gibi yaşayan nesiller. Kırk yıl boyunca ormandan oklava gibi dümdüz odun kesip sebebini soranlara “Tabduk Emre’nin dergâhına eğri odun yakışmaz” cevabını verecek kadar alçak gönüllü, Mevlana Hazretlerinin Mesnevisini okuyup fikri sorulunca da “Uzun yazmış. Ben olsam; ete-kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm…” (Yunus Emre) diyecek kadar manevi derinliğe sahip nesiller…

“Vatan” dedi mi yüreğinde bir “Vatan!..” daha atan nesiller. Şanlı Al Bayrağı görünce esas duruşta bir ömür nöbete gönüllü neferler. Şahadet için gaza meydanlarına koşan nesiller. Gazi olunca şehitlik makamına erişemediği için kendisinde kusur arayan nesiller…

Fatih Sultan Mehmet Han’a el kesme cezası veren Kadı Hızır Bey kadar adil, Fatih Sultan Mehmet Han kadar adalete güvenen nesiller. Kanuni Sultan Süleyman misali gerçek aleme dünyadaki yaptığı işlerin fetvalarını götürecek kadar sorumlu, Ebussuud Efendi kadar verdiği fetvaların ağırlığını yüreğinde hissedip “Sen kendini kurtardın Koca Süleyman. Bakalım biz ne yapacağız?..” diyecek kadar muhasebe sahibi nesiller… 

Dünümüze yanmak, günümüzü ağustos böceği misali saz çalarak geçirmek, yarınımızı tehlikeye atmak istemiyorsak “Adam Gibi Adamlar” yetiştireceğiz. Hem de hiç vakit kaybetmeden, yarını beklemeden, birilerinden gelecek emirlere kulak kesilmeden, hemen şimdi. Ne kadar erken başlarsak o kadar çok yol alacağımız aşikar. 

Her birimiz bir öğretmen edasıyla çalışacağız, mesleğimiz öğretmenlik olmasa da. Çocuklarımıza, eşimize, konum-komşumuza, yaşadığımız çevreye örnek olacağız kısaca. “Adam Gibi Adam” olup, genç dimağların gönlünde taht kuracağız Kızıl Elma misali... Başkalarını düzeltmek için çırpınmamıza gerek yok. Reçete tek kalemlik; Doğruları bulup, inandığımız gibi yaşayacağız. Kendimizi düzelteceğiz kısaca.” Mesele bu kadar basit.

Ahmet AYKOL

 

 

YORUMLAR

Son Haberler