RÜYA…

Osmangazi bir gece Şeyh Edebali’nin evinde misafir oldu. Akşam vakti kendisine yatması için bir yer gösterildi. Odanın duvarında asılı bir Kuranı Kerim vardı. Saygısından ayağını uzatmayıp kıvrılarak oturduğu yerde uykuya daldı…

Rüyasında Şeyh Edebali’nin göğsünden çıkan ve giderek hilal şeklini alan ayın bir ucu kendi göğsüne girdi. Kendisiyle Şeyh Edebali Hazretleri arasından çıkan bir fidan çınar haline geldi ve bu çınarın dalları üç kıtaya yayıldı. Osman Bey uyanır uyanmaz abdest aldı. İzin isteyip Şeyh Edebali’nin huzuruna girdi. Rüyasını anlattı. Edebali, “Oğlum gaybı ancak Allah bilir. Bizimkisi yorum deyip anlatmaya başladı. Cenabı Hak sana ve soyuna saltanat nasip edecektir. Dünya oğullarının himayesine girecektir. Benim zürriyetimden bir kızla evleneceksin. Bu izdivaçtan doğanlar senin kuracağın ve giderek büyüyecek olan büyük bir devletin başına geçeceklerdir. Bu devlette batıya doğru genişleyecektir.”

Şeyh Edebali’nin tabir ettiği rüyanın üzerinden uzun bir süre geçmeden Osman Bey şeyhin kızı ile evlendi. Türk boyları kısa zamanda Osman Bey’in etrafında toplandı. Böylece Osmanlı Devleti’nin temelleri atılmış oldu. Ahmet Cevdet Paşa’nın naklettiğine göre Muhiddin-i Arabi hazretleri Osmanlı Devleti kurulmadan yetmiş sene önce müjdesini vermişti. O bunu ebcet hesabı ile öğrenmişti. Hatta Osmanlı Beyliği bile ortada yokken Ed-Dâiretü’n Numaniyye fi’d Devleti’l Osmaniyye yani Osmanlı Devleti‘nde soy dairesi koymuştur.

Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e nasihatleri günümüzde bile geçerliliğini koruduğuna göre Osmanlı Devletinin 600 yıl yaşamasının sırrını çözmek de zor olmamalı…

Ey oğul! bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Geçimsizlikler çatışmalar uyumsuzluklar anlaşmazlıklar bize, Adalet sana. Kötü göz şom ağız haksız yorum bize, bağışlama sana. 

Ey Oğul! bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana. Üşengeçlik bize, uyarmak gayretlendirme şekillendirmek sana.

Ey Oğul! Yükün ağır işin çetin gücün kıla bağlı. Allah Teala yardımcın olsun, beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin ışığın parıldasın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul! Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelâmlısın ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın. Sabır çok önemlidir bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz, ham armut yenmez, yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. İlletin kendi irfanı içinde yaşasın. Ona sırt çevirme, her zaman duy varlığını toplumu yöneten de diri tutan da bu irfandır. 

Oğul! İnsanlar vardır şafak vaktinde doğar akşam ezanında ölürler. Dünya senin gözlerin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş güzellikler bilinmeyenler ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır ananı ve atanı say. Bil ki bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur çöllere dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildim deme, sevildiğin yere sık gidip gelme, muhabbet ve itibarın zedelenir. Şu üç kişiye, yani cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene acı. Unutma ki yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğun mücadeleden korkma. Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli, yani korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek derler. En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman insanın kendisidir, dostsa nefsi tanıyanın kendisidir. 

Ahmet AYKOL

 

YORUMLAR

Son Haberler