Sevgili Öğretmenim

Öğretmen ya da hoca;  bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bir bilgiyi öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimsedir. Bu mesleğe de öğretmenlik denir.

Hep öğrencilerim bana mektup yazacak değiller ya; bir de ben öğretmenime mektup yazayım dedim, bakalım beğenecek misiniz?

         Sevgili Öğretmenim,

         Okul hayatım boyunca bana her zaman yardımcı oldunuz. Yaptıklarımı görmezden gelir; ileride benim mutlaka topluma faydalı bir insan olacağıma söylerdiniz. Her şeye rağmen bana inanıyordunuz. Hatırlıyor musunuz öğretmenim; “ben öğretmen olacağım” diyordum.  Siz de bana; sana inanıyorum adını herkes söyleyecek” diyordunuz. Öğretmenim sizi çok seviyorum, bana inandınız, elimden tuttunuz çok teşekkür ediyorum. Bana sarılıp; Büyüyünce senin de öğrencilerin olsun, o zaman beni anlarsın” demiştiniz. Öğretmen oldum, Vatanımın ücra köşelerinden birine tayin oldum. İlk günkü sevincimi sizinle paylaşmak istedim.

        Canım öğretmenim,  

        Okulda ilk günümdü, ilk günkü heyecan başkadır derler, evet öyleydi. Sabaha kadar uyumamıştım. Seher serinliğinde hayale daldım. Pencereyi açtım,  güneşin doğacağı yöne baktım. Geleceğe yeni, yepyeni güneşler doğdurmanın sabahındaydım. Her şeye rağmen görevimin başında olmanın huzuru içindeydim. Çok farklı öğrencilerimle karşılaşacağımı biliyordum. Kimi esprili, neşeli; kimi çalışkan, terbiyeli; kimi çok hareketli, dikkatsiz; kimi kuralcı, bilgiç; kimi de tembel. 

         Sabahı iple çektim. Öğrencilerim okul bahçesinde toplanmaya başladı. Heyecanla kahvaltımı yaptıktan sonra okul bahçesine çıktım. Meraklı bakışlar arasında okulun kapısına yöneldim. O tatlı bakışlar yüreğimin içini ısıtmıştı san ki. Heyecanımın biraz daha azaldığını hissettim.  Öğrencilerim bahçede sıra olurken, sınıfın kapısını açtım. İçeriyi kontrol ettim, dışarıya çıktığımda, sıraya girmiş aydınlık bakışların hala benim üzerimde olduğunu gördüm. Onlar sırayla sınıfa girerken ben bambaşka âlemlere dalıp gitmiştim. Kurumaya yüz tutmuş fidanları yeşertmeye gelmiştim. Fidanlar çevre şartlarından dolayı kurumak üzereydiler. Ülkemin kalkınmasına yardım edecek fidanların kurumalarını engel olmalıydım. Vatanın özenle yetiştirilmiş genç nesillere ihtiyacı vardı. 

         Sınıfa girdiğimde o bakışlar hala üzerimdeydi. Gözlerimi yumdum siz aklıma geldiniz. Sevgi dolu bakışlarınızla bana gülümsüyordunuz; “Haydi Salih sen en iyisini yapacaksın” dediğinizi duyar gibi oluyordum. Yavaş yavaş sevgi balı ile karıştırdığım kelimeleri seçerek konuşmaya başladım. Ben konuştukça yavrularımın rahat bir şekilde sıralara oturmaya başladıklarını gördüm. Ya Rabbim! Sınıfta pırıl pırıl yarınlar görüyordum. Yavaş yavaş yanıma geldiler; “Öğretmenim hoş geldiniz!” sesleriyle mana âlemindeydim. Sorumluluğumun farkındaydım. Hepsiyle kucaklaştım, hepimiz aynı dili konuşuyorduk. Sevgi, hoşgörü dili, bilemiyorum ne desem kelimeler o an yetersiz kalıyordu. Öğrencilerimin arasında mutluydum. Biz birbirimizle sarmaş dolaş olurken korucu sınıfa girmiş bizi izliyordu. Korucu “ Hocam sizi bekliyorduk, maşallah çocuklarla hemen sıkı fıkı olmuşsunuz.” Ben “ Hoş geldiniz! Öğrencilerimle tanışıyorum” dedim. Korucu “Hocam biz sizleri seviyoruz, çocuklarımıza öğretin, geleceğe yetiştirin, bizim gibi cahil kalmasınlar” diyordu. 

 

           Korucu haklıydı, onlara her şeyi öğretme duygusu içindeydim. Bütün derdim geleceğe yön verecek bilgilerle taze beyinlere girmek, fikir kalıbında onlara şekil vermek, kıpır kıpır yüreklerini gönül havanında yoğurmak istiyordum. Her öğretmen gibi ideallerim vardı. İdeallerimi gerçekleştirecek zemini bulmuştum. Çocuklarım saf,  ter temizdiler, koklanmamış çiçek gibiydiler. Biliyordum onlar sulandıkça açacaklar, etrafa mis kokuları yayacaklardı. Kısa zamanda yavrularımı gönül tahtıma oturtmuştum.

           Zaman su gibi akıp giderken; yeri geldi dalgalar misali coştum, yeri geldi rüzgâr gibi uçtum, yeri geldi onların üzerine güneş gibi doğdum. Ama onları asla ihmal etmedim. Elimden geldiğince yavrularıma kol kanat gerdim, her şeyimi paylaştım. Kısacası ben onlar, onlar ben oldu, biz olduk. 

           Canım öğretmenim,

            Şimdi yaşlandım, sıcaklığınızı hala içimin içinde hissediyorum. Sizi mutlu edecek güzel işler yaptığıma inanıyorum. Hala sizin gurur duyduğunuz Salih öğretmen olmaya çalışıyorum. Mesleğime ilk günkü gibi aşığım. Çok mutluyum ilk yetiştirdiğim öğrencilerim hala beni ararlar. Ben de onları ararım. Çok şükür benden kopmadılar. Öğrencilerimi istedikleri mesleklerde gördükçe mutlu oluyorum. Her öğretmen arkadaşım öyle olsun istemez mi? İşte ben de o mutlu öğretmenlerden biriyim. 

Mesleğimin sonlarındayım, ama hala çiçeklerime tomurcuk açtırmanın derdindeyim. Onlara altın bilezik(Meslek) takmanın peşindeyim. Çok şükür gerçek hayatta da o mis kokulu çiçeklere bembeyaz sayfa açtırmaya çalışıyorum. Öğrencilerime gönül hazinem deki cevherlerle donatıyorum.

 

            Sevgili öğretmenim,

            Yalnız ülkemin bir öğretmeni olarak son nefese kadar hedefe koşmaya, koşturmaya devam edeceğim. 

 

             Ben öğretmenim!...

 

Salih KOCABAŞ                                                                                          

 

YORUMLAR

Son Haberler